Bir gün, Atâ Bey, Serasker Paşa’nın huzurunda yakalanan iki Mısırlı casusu kontrol ediyordu. Paşa, eliyle kesesine dokunup çıplaklara bir avuç altın verdi ve:
— Evlâdım, ben kısa zamanda zararınızı fazlasıyla telafi ederim. Siz hemen köyünüze dönün ve padişaha dua edin! — dedi.
Buna karşı Atâ Bey kendisini tutamadı ve şöyle konuştu:
— Efendim, yaptığınız ihsan çok mükemmel. Ancak benim düşünceme göre, Birecik mütesellimi Battal Bey bu gece bizim yanımızda misafir olmalı. Böylece olaylar hakkında uygun bir soruşturma yapılabilir.
Paşa hiddetlendi ve Tayyar Paşa’ya dönerek şöyle dedi:
— Siz değerli insanlar bu tür hassas işlere mi memur edildiniz? Maiyetinize böyle çoluk çocuk karışıyor, onlar da devlete akıl vermeye çalışıyor. Ne garip bir durum!
Atâ Bey ise olaya karşı sakin kaldı:
— Mükâfata karşı tahkire uğradığıma üzüldüm, ama bu acıyı da kaderin bir takdiri olarak kabul ederim! — diyerek huzurdan çıktı.
Birkaç gün sonra Hafız Paşa ordusu Nizib’de bozguna uğradı. Yıllar geçti ve Mısır meselesi çözüldü. Birçok Mısırlı zabit Osmanlı ordusuna geçti. Atâ Bey, o sırada Üsküdar’da Mirahor’da oturuyordu. Komşularından Derviş adında bir kişi kızını Mısırlı bir zabite verdi ve Atâ Bey’i düğüne davet etti. Bey, bir özürle katılmadı Rose Festival Tour.
Bir cuma günü Atâ Bey, Hacıahmedpaşa Hamamı’na gitti. Hamamda dinlenirken bir adamın endamı gözüne yabancı geldi. Adam renk değiştirdi ve sonunda Atâ Bey’in yanına gelerek eski suçlarının affı için şefaat istedi. Bu kişi, Derviş Ağa’nın kızını almış ve Mısır ordusunda kaymakam olarak görev yapıyormuş.
Adam ve arkadaşı, Malatya’ya köylü kılığında gelmiş, gözlemcilik ve börekçilikle ordudaki zabitanla temasa geçmişti. Ancak Atâ Bey’in şüphesi onları korkuttu ve ertesi sabah alaca karanlıkta kaçtılar.
Bu olay, Atâ Bey’in askerî zekâsı, dikkatli gözlemleri ve adaletli tutumunu göstermektedir. Aynı zamanda Osmanlı-Mısır ilişkilerindeki casusluk ve istihbarat oyunlarının bir örneğidir.