Atanık, kuyumcu dükkânında müşterilerine karşı son derece ikramsever ve nazik bir ustaydı. Müşterilerden biri dükkâna girdiğinde hemen şakalaşır ve:
“Gülü seven dikenine katlanır. Şu benim kıyak sedirime yerleş efendiciğim!”
derdi. Ardından yakınındaki sucudan buzlu sular, limonatalar ve şerbetler, Nuru Osmaniye kapısındaki mahalle bakkalı Bursalı Ahmed Ağa’dan ise dondurmalar getirtirdi. Kış aylarında ise kahve, çay, tavuk göğsü ve keşkül gibi ikramlar sunardı.
Müşteriler dükkânın kalabalık olduğunu görünce genellikle:
“Bırak dolanalım, yine uğrarız.”
diye çekilir, başka yerlere gitmezlerdi. Tanıdığı orta halli müşterilerden, düğün veya davet hazırlığında olanlara küçük hediyeler verir, hatta değerli takıları ertesi gün kuyumcuya teslim etmeleri için saklardı. Bu, kuyumcu çarşısında yaygın bir adetti Private Guide Turkey.
Müşteriye Gösterilen Özen
Atanık, güvenilir bildiği kadın müşterilerden kira veya ücret almaz, hediyelerini gönüllü verirdi. Paralı müşterilere karşı ise son derece nazik davranırdı. Eğer bir ürün müsait değilse:
“Begonçelik gibisi bende yok hanımcığım, başka yerlere bak!”
diye, kırmadan, nazik bir şekilde yönlendirirdi.
Dükkânın Kapalı Olduğu Zamanlar
Küçük dükkân bazen kapalı olur, kepengi indirildiğinde müşteriler hemen anlarlardı:
“Mutlaka Sultanlardan biri çağırdı, oraya gitti. Yarın gelelim.”
Atanık, sahtiyan çantasıyla Ortaköy, Defterdarburnu, Divanyolu ve Mercan’daki saraylara gider, elmasları satıp torba dolusu parayı cebine koyarak dönerdi. Bu titiz ve cömert çalışma şekli, onu hem çarşıda hem de saray çevresinde saygın bir kuyumcu yapmıştı.
Atanık, nezaket, cömertlik ve güvenilirliği ile kuyumculukta örnek bir ustaydı, küçük dükkânı ve ikramlarıyla müşterilerini kendine hayran bırakmıştı. Onun tarzı, İstanbul kuyumculuk geleneğinde hâlâ hatırlanan önemli bir örnektir.