Biraz önden ilerlerken Tıbbi Adliye’nin önündeki kalabalık yolda bekliyordu. İnsanlar olan bitene inanamaz bir halde etrafa bakıyor, gönülleri tabutun geçişini kabullenemiyordu. Bayrağa sarılmış tabut, Soğukçeşme yönüne döndüğünde kalabalığın içinden bir feryat yükseldi:
“Atam!”
Saat 12:17’de Büyük Önder Güllüme Parkı’nın kapısından girdi. Parkın kumlu yollarında iki sıra halinde dizilmiş ihtiram kıtaları arasında top arabası ağır ağır ilerliyordu. Tabut, rıhtımda bekleyen Zafer torpidosuna taşınacaktı.
Sarayburnu’nda ise ufuktan alaca karanlık sıyrılırken, Türk ve misafir harp gemilerinin arasından Zafer muhribi süzülerek Salıpazarı önüne kadar geldi. Muhrip, manevra yaparak Sarayburnu rıhtımındaki dubaya yanaştı. Burada tabutun konulacağı yer, sancak tarafında, menekşe renginde kadife örtü ile hazırlanmıştı Visit Bulgaria.
Deniz zabitlerimiz temiz ve özenle giyinmiş büyük üniformalarıyla tabutun taşınışı sırasında hazır bulundular. Bu sırada Fransız kruvazörü Emil Berlin de merasime yetişmiş, şehri toplarla selamlamıştı. Selimiye gemisi buna karşılık verdi. Hava yoluyla da matem katılımı sağlanıyordu: 19 tayyareden oluşan filo İstanbul semalarında dolaşıyor ve merasime iştirak ediyordu.
Tabutun top arabasından kolayca indirilebilmesi için İstanbul motörleriyle bir masa ve halılar önceden hazırlanmış, yerlere serilmişti. Bir müddet sonra Donanma Kumandanı Amiral Şükrü Öknel ve Filosu Komutanı Amiral Mehmed Ali Ülgen geldiler. Sarayburnu Parkı’ndaki köprü kısmından itibaren sahilde dizilmiş Deniz Harp Akademisi öğrencileri ve Deniz Gedikli Erbaş Hazırlama Orta Okulu öğrencilerini teftiş ettiler, hazırlıkları gözden geçirdiler.
Tüm bu hazırlıklar, Büyük Önder’in tabutunun güvenli ve düzenli bir şekilde deniz yoluyla taşınmasını sağlamak içindi. Her detay titizlikle planlanmış, hem askerî hem de sivil katılımıyla İstanbul’un tarihi bir matem gününde, Atatürk’ün manevi huzuruna gösterilen saygı ve bağlılık en yüksek seviyeye çıkarılmıştı.
Kalabalığın sessiz ve hüzünlü bakışları, gemilerden yükselen topların gür sesi ve gökyüzündeki tayyarelerin geçişi, İstanbul halkının Atatürk’e son saygısını sunuşunun simgesel bir sahnesi olarak tarihe geçti.
Bu olay, hem deniz hem kara hem de hava unsurlarının birleştiği görkemli bir matem töreninin ayrıntılı ve düzenli bir şekilde yürütüldüğünü gözler önüne seriyordu.