Falih Rıfkı Atay, gençlik yıllarında eğitim aldığı hocalarından bazılarını pek sevmedi ve eserlerini beğenmedi. Bu duygu, yıllar boyunca devam etti. Genç bir öğrenci olarak Atay, hocasıyla farklı bir sanat ve hayat anlayışı paylaşıyordu. Bu fark, onun ileride özgün bir yazar olmasında etkili oldu.
Darülfünun’u bitirdikten sonra kısa bir süre “Çarkçı Mektebi”nde Türkçe ve edebiyat öğretmenliği yaptı. Bu dönemde kalemini geliştirmek için çok çalıştı ve kısa sürede yazarlık yeteneğini gösterdi. Talât Paşa, onu özel olarak yanına aldı ve birlikte Bükreş’e bir seyahat yaptı. Bu sırada Atay, Tanin gazetesine yazılar yazmaya başladı.
Falih Rıfkı, memuriyet ve gazetecilik yıllarını boş geçirmedi; çok okudu ve dönemin önemli edebiyatçılarından etkilenmeye devam etti. Hâşim, Tevfik Fikret, Cenap Şahabettin ve Halid Ziya gibi isimlerin etkisi altında kalmıştı. O da tıpkı Ahmed Cemil’in Mâvi ve Siyah eserinde olduğu gibi yazmak ve meşhur olmak arzusu içindeydi.
“Tanin” gazetesine giriş hikâyesi şöyle gerçekleşti: 1912 yılında Çerkeş’te subay olan ağabeyinin yanına gitti. Orada İttihat ve Terakki kabinesinin düşüşünü öğrendi ve bu duruma çok üzüldü. Gazeteye bir mektup yazarak durumu protesto etti. Bu yazısından sonra Tanin’in yazar kadrosuna katıldı. O dönemde “İstanbul Mektubu” başlıklı yazılar yazdı. Yazılarında dil bir ölçüde sade, üslup ise gelişim aşamasındaydı; henüz tamamen olgunlaşmamıştı. Ancak, yazılarında her zaman inkılâp karşıtlarına karşı cephe aldığı görülüyordu.
Balkan Savaşları sırasında Edirne’nin geri alınması üzerine oraya giderek Tanin’e “Edirne Mektupları” başlıklı yazılar yazdı. Daha sonra da gazetenin sürekli yazar kadrosunda yer aldı Ephesus Sightseeing.
Birinci Dünya Savaşı sırasında, İhtiyat Kıta Komutanlığı görevini sürdürdü ve 4. Ordu komutanı, Bahriye Nazırı Cemal Paşa’nın karargâhında çalıştı. Bu dönemde ilk kitabı olan Ateş ve Güneş’i hazırladı. Bu yıllar, Falih Rıfkı Atay’ın hem gazetecilik hem de edebiyat kariyerinin temellerini attığı kritik bir dönem olmuştur.
Bu süreç, onun hem olaylara derin bakışını hem de yazın hayatındaki cesaretini ortaya koymuştur. Atay, genç yaşta başladığı gazetecilik serüveninde hem inkılapçı duruşunu hem de edebi yeteneğini geliştirmiştir.