I31

I12, I23, I31, I45

Atatürk Bulvarı Aksaray Bölgesi

Atatürk Bulvarı’nın Aksaray hududuna ulaşıldığında, sol tarafta ikişer, dörder ve altışar katlı kârgir ve beton apartmanlar sıralanmaktadır. Bu binalar arasında Kızılkılıç Apartmanı ve Yayla Apartmanı öne çıkar. Bu büyük yapılar, bulvarın estetiğine katkıda bulunurken, inşası ve genel bakımı için belediyeye yaklaşık üç milyon lira masraf yapılmıştır. Bulvarın binalarla süslenmesi ve düzenlenmesi projesi hazırlanırken bazı eski yapılar yıkılma tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştır.

Kavşaklar ve Tarihi Yapılar

Bulvarın Aksaray Tramvay Caddesi ile kesiştiği kavşakta, sağ köşede Pertevniyal Validesultan Camii, sol köşede ise eski Vardar Yeni Bulvar Kıraathanesi yer almaktadır. Aksaray Caddesi’ni geçince sağ köşede Pertevniyal Valide Türbesi görülür. Türbenin az ilerisinde, yeni yapılmış olan Aksaray P.T.T. binası bulunur. Bu bina, Atatürk Bulvarı i

I15, I25, I31, I43

Atatürk’ün Huzurunda Yabancı Liderler ve Halkın Matem Günü

Atatürk’ün cenaze törenine dünya çapından birçok lider ve misafir katıldı. Eski Afgan Kralı Amanullah bile, saygısını sunmak için Türkiye’ye gelmişti. Kral, Atatürk’ün huzuruna yaklaşırken gözlerindeki heyecan ve saygı ile adeta titreşiyor, neredeyse sendeleyerek ilerliyordu. Nihayet tabutun yanında durdu, ipek bayrağın ve büyük liderin manevi varlığının önünde saygıyla eğildi. Namaz kılan bir mümin gibi rükû edercesine selam verdi ve sonra gözlerinde yaşlarla sessiz kalabalığın arasına karıştı.

Atatürk’ün ölümü, sadece Türkiye’de değil, dünyanın dört bir yanında yankı buldu. Londra’dan Pekin’e, New York’tan Transval’e kadar milyonlarca insanın sevgisi ve ilgisi Atatürk’ün üzerinde yoğunlaştı. Onun ölmediği, manevi varlığının hâlâ yaşadığı hissi, katılanların kalplerine teselli verdi. Bu büyük liderin bıraktığı etki ve sevgiyi görmek, insanlara bir nebze olsun rahat

I14, I24, I31, I44

Milletin Sarayı

Gazi Paşa Hazretleri konuşmasının bu bölümünde, sarayın artık geçmişte olduğu gibi bir zümrenin ya da şahısların değil, doğrudan doğruya milletin evi olduğunu güçlü bir şekilde vurgulamıştır. Bu sarayın, bir zamanlar “zıllullah” olarak anılanların değil, gerçeğin ve egemenliğin sahibi olan milletin sarayı olduğunu ifade etmiş, bu sözleri salonda uzun süre devam eden alkışlarla karşılanmıştır. Gazi Paşa, burada bulunmaktan duyduğu mutluluğu dile getirerek, kendisini milletin bir ferdi olarak bu mekânda görmekten büyük bir bahtiyarlık duyduğunu belirtmiştir.

İstanbul’a Duyulan Sevgi ve Umut

Gazi Paşa, İstanbul’un eşsiz güzellikleri ve İstanbul halkının samimi ilgisi içinde geçireceği günlerin kendisi için unutulmaz hatıralar bırakacağına olan inancını dile getirmiştir. Bu günlerin aynı zamanda kendisine yeni ve verimli ilhamlar vereceğini söylemiş, b

I14, I22, I31, I45

Atâ Tarihi ve Önemi

Atâ Tarihi, halk arasında Enderun Tarihi olarak da bilinir. Eser, İstanbul sarayının Enderun teşkilâtını ve Enderun’dan yetişmiş devlet adamları ile şairlerin yaşamlarını anlatır. Beş ciltlik bu büyük eser, Tayyârzâde Ahmed Ağa tarafından kaleme alınmıştır. Kitap, o dönemin saray hayatı ve devlet düzeni hakkında önemli bilgiler içerir ve matbu olarak basılmıştır.

Eserin orijinal kısmı, yazarın kendi gözlemleri ve babasından naklen aktardığı bilgilerden oluşur. Bu nedenle İstanbul tarihi bakımından büyük değere sahiptir. 1874-1876 yılları arasında Şeyh Yahyâ Efendi ve Basiret Matbaası tarafından basılmıştır.

Birinci Cildin İçeriği

Birinci cilt, eser içinde en önemli bölümdür ve başlıca konular şunlardır:

Sarayların kuruluşu: Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’daki eski ve yeni sarayları inşa etmesi; İkinci Bayezıt’ın Topkapı Sara

I11, I22, I31, I45

Reşid Safvet Atabinen’in Mesleki Hayatı

Reşid Safvet Atabinen, Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu’nun uzun yıllar başkanlığını yapmış, aynı zamanda Milletlerarası Olimpiyat Komitesi üyesi olarak da görev almış bir isimdir. Yaklaşık 40 yıl boyunca yayımlanan Economiste d’Orient mecmuasının başmuharriri ve müesseselerinden biri olarak Türk basınına önemli katkılarda bulunmuştur. Ayrıca, Türk Tarih Kurumu üyesi olarak da tarih ve kültür çalışmalarına destek vermiştir.

İstanbul Kültürüne Katkıları

Meşrutiyet döneminde kurulan ve 1915 yılından sonra faaliyetini durduran İstanbul Muhibleri Cemiyeti, Reşid Safvet Atabinen tarafından “İstanbul’u Sevenler Grubu” adı altında yeniden canlandırılmıştır. Bu grup aracılığıyla, İstanbul’daki büyük ve küçük ölçekli tarihi yapıların korunması, onarımı ve durumlarının tespiti konusunda çalışmalar yürütülmüştür. Atabinen’in bu gayreti, şehrin

I12, I21, I31, I44

Yakub’un Masum Aşk Mektubu

Mektubun Teslimi

Çarşı boyu yol oldukça dik bir yokuştu. Genç ve güzel bir kız, yokuşun üst başında durdu ve Yakub’un mektubunu aldı. Kız, mektubu açmadan yürümeye başladı. Güzelliği ve gururu ile tanınan bu mektepli kız, Yakub’un cesurca yazdığı mektuba biraz öfkelenmiş olacak ki, mektubu açmadan önce sinirle buruşturdu ve duvar kenarına fırlattı.

Yakub ise mektubun yırtılmasına izin vermedi. Tek parça hâlinde topladı ve cebine koydu. Kız bir süre sonra geri döndü; gözleri yaşlıydı ve biraz da şaşkındı. Mektubun ortadan kaybolmasına şaşırmıştı ve çevresindekilere bir şey soramadı. Yakub, kızın hıçkırarak durduğunu görünce sırtını okşayarak:
— “Kız, ben aldım ama sana veremeyeceğim,” dedi Guided Tour Ephesus.

Kız bu sözler

I15, I23, I31, I45

Yakup Şah Bağı Cennetten Bir Köşe

Bu bağ, sanki yeryüzünde eşi olmayan bir cennet bahçesi gibidir. Güzelliği, düzeni ve ferahlığıyla felekte benzeri yoktur. Rivayete göre bu bağın bu kadar bakımlı kalmasının sebebi, Sultan III. Murad’ın vezirlerinden Koca Ferhad Paşa’dır. Tebriz valiliği yaptığı dönemde, bu Yakup Şah Bağı’nın havasını ve suyunu çok beğenmiş; burada çeşitli köşkler, dinlenme yerleri, gölgelikler ve süslü odalar yaptırmıştır.

Zamanla bağ o kadar güzelleşmiştir ki, Sultan IV. Murad Tebriz’i fethettiğinde, bu cennet misali bahçenin zarar görmemesi için Çiftelerli Osman Ağa’yı buranın koruyucusu olarak görevlendirmiştir. Günümüzde bile bu yerin kalıntıları, eski bir gülistan bahçesinin izlerini taşır.

Bağın duvarında yazılı tarih beyti şöyleydi:

“Eyledi Ferhâd eyvân-ı Şîrîn.”

(Sene 983 / Miladi 1575)

Bu mısra, Ferhad Paşa’nın bu güzellikleri Şirin için

Scroll to Top