K41

K11, K25, K32, K41

Atatürk Heykelinin Özellikleri

Atatürk Heykeli, Sarayburnu’nda yer almakta ve mermer bir kaide üzerine oturtulmuştur. Kaide, geniş bir mermer platformun ortasındadır. Platformun etrafı, bodur mermer sütuncuklarla çevrilmiş ve bu sütuncukların üzerine tunçtan arabesk oymalı başlıklar yerleştirilmiştir. Heykele ulaşmak için platforma döşeli iki küçük mozaik yoldan girilmektedir. Bu yolların açıklıkları, birer zincirle kapanmıştır.

Ne yazıktır ki, bu sütun başlıklarından iki tanesi çalınmış, zincirler de hırsızlar tarafından yok edilmiştir. Hatta zincirlerin bağlı olduğu küçük bronz plaklar da yerinden sökülmüş ve yerine basit teller gerilmiştir. Bu durum vandalizm olarak değerlendirilebilir. İstanbul Ansiklopedisi, çalan ve çaldıran kişiler kadar, bu zararı önlemeyen yetkilileri de eleştirmektedir. Heykelin önünde tellerin bulunması, ziyaretçilerin estetik zevkini bozmakta ve eserin görkemini azaltmaktadır

K12, K23, K34, K41

Atatürk’ün Tabutunun Sarayburnu Parkı’na Taşınışı

Bir süre sonra, tabutu takip eden öğrenciler parkın içine alındı. Saat on ikiyi geçmişti. Sarayburnu’nun her köşesinde bu merasimi izlemek için gelen yabancı sinemacılar ve fotoğrafçılar, deniz kıyısında çalışabilmek için yerlerini seçiyorlardı. Saat on ikiyi yirmi geçe, ellerinde yüzlerce çelenk taşıyan gençlik kafilesi göründü. Alayın önündeki birlikler Sarayburnu Parkı kapısından içeri girerken, yalnızca cenazenin bulunduğu top arabasını takip eden merasim katılımcıları, genç zabitler ve üniversite öğrencileri parkın içine alınabildi.

Beş dakika sonra, cenazeyi Ankara’ya götürmekle görevli merasim kumandanı Orgeneral Fahrettin Altay ile muavini General Cemil Cahid sahile ulaştılar. Az sonra, top arabasının üzerinde, şanlı Türk sancağına sarılmış Mukaddes tabut göründü. Top arabası, önceden hazırlanan masanın önünde durdu. Cenazeyi takip edenler, muhribe giden yolun iki tarafına dizi

K15, K23, K32, K41

Reisi Cumhur’un 1928–1929 Dönemi Deniz Gezintileri ve İstanbul Ziyaretleri

Yalova ve Büyükada Gezintisi

28 Ağustos 1928 tarihinde Reisi Cumhur, Ertuğrul yatı ve refakatindeki mutad zevat ile Yalova’ya gitmiştir. 29–30 Ağustos 1929 gecesi ise saat 21:00’de Ertuğrul yatı ile Yalova’dan Dolmabahçe Sarayı’na dönülmüş, yat saat 23:00’te Büyükada önünde demirlemiştir. Bu ziyaret sırasında Gazi, davet üzerine Yat Kulübü’nde Hilâl-i Ahmer balosuna katılmıştır. Adalıların coşkulu tezahüratı arasında iskeleden Yat Kulübü’ne arabayla geçiş yapılmış, baloda birçok kez dans etmiş ve geceyi Yat Kulübü’nde geçirerek sabah Sakarya motoru ile saraya dönmüştür.

30 Ağustos günü, Gazi akşama kadar Dolmabahçe Sarayı’ndaki dairelerinde meşgul olmuştur. Aynı gün Şükrü Naili Paşa, resmi geçidi müteakip saraya gelerek ordu adına Reisi Cumhura arzı tazimatta bulunmuştur

K13, K25, K34, K41

Harbiye Mektebi ve Ana Caddelerdeki Süslemeler

Mekteb-i Harbiye, bu büyük gün münasebetiyle son derece özenli bir biçimde süslenmiştir. Binanın cephesine anlamlı bir yazı asılmıştır. Bu yazıda, “Harbiye Mektebi, manevi ve mukaddes varlığın timsali olan büyük Başkumandanını ebedî bir hürmetle selâmlar” ifadeleri yer almıştır. Bu sözler, askerî mektebin Gazi’ye duyduğu bağlılığı ve saygıyı güçlü biçimde yansıtmıştır.

Büyükdere yolu boyunca da birçok zafer takı inşa edilmiştir. Özellikle Dolmabahçe Sarayı önündeki takı zafer, zarafeti ve ihtişamı ile dikkat çekmiştir. Elektrikle aydınlatılan bu takın üzerinde büyük harflerle “Hoş geldiniz” yazısı yer almış ve geceleri de görkemli bir manzara oluşturmuştur.

Haliç ve Liman Bölgesindeki Donanma

Haliç’te iki yaka tamamen süslenmiştir. Sahiller bayraklarla, ışıklarla ve çeşitli süslerle donatılmıştır. Musevi ve Rum cemaatleri d

K13, K21, K32, K41

Müellifin Çağdaşlarından Elde Edilen Bilgiler

Bu eser, Osmanlı padişahları ve yüksek devlet görevlilerinin hayatları, görevleri ve önemli olaylarla ilgili ayrıntıları içermektedir. Müellif, muasırlarından elde ettiği bilgilerle aşağıdaki devlet adamlarının ve olayların durumlarını kaydetmiştir:

Sırkâtibi Mustafa Nuri Paşa

Serasker Mehmed Raşid Paşa

Müşir Abdülhahm Paşa

Vezir Afi Rıza Paşa

Zaptiye Nazırı Çerkeş Abdi Paşa

Vezir Osman Gazide Mehmed Paşa

Müşir Hacı Mehmed Muammer Paşa

Bazı müşirlerin ise detaylı halleri elde edilememiştir.

Nakibüleşraf ve Reisülküttabların Durumları

Müellif, Nakibüleşraf Mustafa İzzet Efendi ve diğer yüksek görevlerdeki isimlerin durumlarını da kaydetmiştir Private Tours Istanbul:

Nakibüleşraf Mustafa İzzet Efend

K13, K23, K34, K41

Reşid Safvet Atabinen’in Uluslararası Başarıları

Reşid Safvet Atabinen, 1953 yılında İstanbul Üniversitesi’nin beşyüzüncü yıl dönümü münasebetiyle Avrupa’da önemli bir konferans vermiştir. Venedik, Roma, Napoli, Marsilya, Barselona, Madrid, Lizbon, Londra, Bonn, La Haye ve Zürih üniversiteleriyle eş zamanlı olarak Paris’te Sorbonne Üniversitesi’nde Fransa Enstitüsü üyesi Lucien Fabre’nin başkanlığında bir sunum yapmıştır. Bu konferans üzerine meşhur Fransız tarihçi, Atabinen’in eserini değerlendirerek şöyle demiştir:

“Reşid Safvet Atabinen’in eseri, dünya tarihinin gerekli düzeltmeleri açısından ilk aşamayı oluşturacaktır Jeep Safari Bulgaria.”

Üç yıl sonra, 1956’da Atabinen, Fransa Enstitüsü’nün tarih şubesine ilk defa Türk muhabir üye olarak seçilmiştir. Fransız gazeteleri ve uluslararası tarih dergileri bu olayı Türkiye içi

K13, K22, K35, K41

Aşure Geleneği ve Sunumu

Aşure, Osmanlı kültüründe hem dini hem de sosyal bir gelenek olarak uzun yıllar boyunca yaşatılmıştır. Aşure, ailenin durumu ve imkanlarına göre gümüş veya kalaylı bakır tepsilere dizilir ve üzerine sırmalı veya işlemeli peşkirler örtülürdü. Dağıtım için porselen, gümüş veya kalaylı bakır kâseler kullanılırdı. Aşure önce evin reisine, ardından akrabalara ve eşe dosta dağıtılırdı. Kâseler, bir bereket sembolü olarak yıkanmadan geri alınırdı. Kapıya gelen fakir ve yoksul kişiler ise kendi kâselerini getirir, böylece paylaşma ve yardımlaşma duygusu pekişirdi Local Ephesus Tour Guides.

Osmanlı Sarayında Aşure Günü

Birinci Mahmud’un sırkatibi Salâhi Efendi, padişahın hayatını belgeleyen dört yıllık hatıratında 1148 (M. 1735) Muharrem’inde g

K14, K24, K33, K41

Hanın Hediyesi ve Güvenliği

Han, Acem tarzı samur bir giysiyi kendi eliyle bana giydirdi ve binlerce teşekkür ettikten sonra bir Gürcü kölesi bağışladı. Ardından, “Sana binlerce maşallah, ey Kayser ülkesi âlûftesi” diyerek on tümen Abbasî ve bir karaçubuk saba rüzgârı hızlı at hediye etti. Bu davranışıyla bizden artık emin oldu ve bize içki teklifinde bulunmadı.

Tam bir ay boyunca her gecemiz Kadir Gecesi, her gündüzümüz ise Kurban Bayramı gibi geçti. Bu süre boyunca birçok keyifli sohbetler ederek Tebriz şehrini gezip dolaştık. Hanların adaletine ve güvenliğine, halkın sevgisine, zabıta ve düzenin sağlanmasına, çarşı-pazarların temizliğine ve Şeyh Safî narhlarının düzenine hayran kaldık. Şehrin halkı zevk ve eğlenceyi bilir, ama asla sarhoşluk yapmaz; edepli ve saygılı insanlardır. Bu durum, eski bir şiirle şöyle anlatılır:

“Tebriz, yedi kavimden safâyla doludur

Dostu olmayanlar burada asla sadık olama

Scroll to Top