D42

D13, D21, D35, D42

Atatürk’ün Sağlık Durumu Hakkında Resmî Tebliğler

Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği tarafından yayımlanan resmî bildirilere göre, Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün sağlık durumu hakkında doktorları tarafından düzenli olarak raporlar verilmiştir. Bu raporlar, hem milleti bilgilendirmek hem de kamuoyundaki endişeyi azaltmak amacıyla yayımlanmıştır. Doktorların verdiği bilgilere göre Atatürk’ün sağlık durumu yakından takip edilmekte ve her gelişme resmî tebliğlerle duyurulmaktadır.

Gece ve Gündüz Raporlarının İçeriği

Yayımlanan raporlarda Atatürk’ün geceyi çoğunlukla rahat geçirdiği, sinirsel rahatsızlıkların önemli ölçüde azaldığı ve genel sağlık durumunun önceye göre daha iyi olduğu ifade edilmiştir. Nabzının düzenli olduğu, solunum sayısının ve vücut sıcaklığının normal sınırlar içinde bulunduğu belirtilmiştir. Gece yayımlanan bir başka tebliğde ise sinirsel belirtilerin tamamen geçti

D12, D24, D33, D42

15 Kânunuevvel 1930 – Darülfünun Ziyareti

Saat 10.30’da Cumhurbaşkanı, refakatindeki kişilerle birlikte Darülfünun’u ziyaret etmiştir. Burada gençler tarafından büyük bir sevgi ve saygı gösterisiyle karşılanmış, Darülfünun emini tarafından odasında bilgilendirilmiştir. Daha sonra sınıflara girerek öğrencilerin derslerini izlemiş ve onlarla birlikte oturmuştur.

Ders sonrasında tekrar eminin odasında toplanılmış ve müderrisler Cumhurbaşkanı’na takdim edilmiştir. Bir ara ayrılmak üzere hazırlanan Gazi, yüzündeki memnun ifadeyle:
“Bu sıcak ortamdan insan kolay kolay ayrılamıyor, biraz daha kalalım” demiştir. Darülfünun Emini Muammer Kasım Bey:

“Onun için biz burada ölmek istiyoruz!” deyince, Gazi şöyle cevap vermiştir:

“Hayır! Burada ölmek değil, yaşamak isteyin. Şimdiki hayatta, asker bile ölmeden savaş kazanmak için çalışır.”

Ziyaretin sonunda bir kahve içen Cumhurbaşkanı, Darülfünun’un hatır

D12, D24, D34, D42

Resmî Ziyaretler ve Diplomatik Heyetlerin Kabulü

Saraya Gelen Yerli ve Yabancı Misafirler

Cumhurbaşkanı’nın İstanbul’da bulunduğu günlerde Dolmabahçe Sarayı, yerli ve yabancı birçok önemli misafiri ağırlamıştır. Saraya gelen ziyaretçiler arasında diplomatik temsilciler, devlet adamları, dinî liderler ve dönemin tanınmış şahsiyetleri yer almıştır. Avusturya ve İran maslahatgüzarları, İran temsilcisi Mirza Said, Afganistan Hariciye Nazırı Ahmed Tarzi Han ve Yunan sefiri Camados bu isimler arasındadır.

Bunun yanı sıra edebiyatçı Sami Paşazade Sezai Bey, eski Vaşington sefiri Rüstem Bey, Süryani Kadim Patriği, Cemiyet-i Akvam’ın (Milletler Cemiyeti) İstanbul temsilcisi ve Mısır sefiri Abdülazim Raşid Paşa da saraya gelerek saygılarını sunmuşlardır. II. Abdülhamid döneminde Paris elçiliği yapmış olan Salih Münir Paşa, İngiliz-Türk Muhtelit Hakem Mahkemesi Reisi Mösyö Hemerlih ve emekli Müşir Ali Rıza Paşa da ka

D15, D22, D35, D42

Marmara Vapuru ve Balıkesir Heyetinin Gelişi

Bu sırada Marmara Vapuru da Balıkesir’den gelen yaklaşık yüz elli kişilik heyeti taşıyarak karşımızda demirledi. Vapur baştan sona özenle süslenmişti. Güvertesinden direklerine kadar her yer rengârenk bayraklarla donatılmış, adeta bir bayram havası yaratılmıştı. Herkesin heyecanı doruktaydı. Saatlerin dikkatle takip edildiği bu anlarda, Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerinin treninin saat dokuzu elli geçe İzmit’e ulaşacağı öğrenilmişti.

İzmit’e Acele Yolculuk

Yaşanan bu tarihi anları dakika dakika kaydedebilmek için derhal İzmit’e geçmek gerekiyordu. Neyse ki Seyr-i Sefain İdaresi’nin kıymetli müdürü Sadullah Bey, bir motor göndererek imdadımıza yetişti. Kısa sürede karaya çıktık. İskele ile istasyon arasındaki yol olağanüstü bir şekilde süslenmişti. Güzergâh boyunca alay sancakları, Türk bayrakları, defne dalları ve çeşitli yeşillikler yer alıyordu. Ayr

D15, D23, D34, D42

Bir Şaheserin Korunması İçin Yapılan Teşebbüs

Bu eşsiz kabir taşının değeri fark edildiğinde, onun İslâm ve Şark Eserleri Müzesi’ne kazandırılması gerektiği düşünülmüştür. Bu amaçla, dönemin müze müdürü olan merhum Abdülkadir Erdoğan’a haber verilmiştir. Saygıdeğer bir ilim adamı olan Erdoğan, Eyüp’e götürülmüş ve söz konusu taş kendisine yerinde gösterilmiştir. Taşın sanatsal ve tarihî kıymetini hemen kavrayan Erdoğan, bu eserin müzeye nakledileceği vaadinde bulunmuş ve bu düşünce büyük bir sevinçle karşılanmıştır.

Ne yazık ki, müze müdürünün bir süre sonra hastalanması ve ardından emekliye ayrılması, bu iyi niyetli girişimin hayata geçirilmesine engel olmuştur. Daha sonra İstanbul Ansiklopedisi’nin hazırlanma süreciyle meşgul olunması, bu çok değerli mezar taşının uzun süre unutulmasına yol açmıştır.

Kayıp Bir Sanat Eseri

1937 yılında kabir taşının resmini yapmak a

D15, D21, D35, D42

Atâ Bey (Fayyarzâde Ahmed) Kimdir?

Atâ Bey, asıl adıyla Fayyarzâde Ahmed, Osmanlı tarih yazıcılığının önemli isimlerinden biridir. En çok, kendi adıyla anılan veya “Enderun Tarihi” olarak bilinen meşhur eserin yazarı olmasıyla tanınır. Bu eser, Osmanlı saray teşkilatı ve Enderun hakkında birinci elden bilgiler içermesi bakımından büyük önem taşır. Atâ Bey, 1810 yılında (Hicrî 1225) İstanbul’da doğmuştur.

Ailesi ve İlk Eğitimi

Atâ Bey’in babası, Enderun-ı Hümâyun’da yetişmiş ve III. Selim devrinde hizmetleriyle tanınmış olan Tayyar Ağa’dır. Bu durum, Atâ Bey’in daha çocuk yaşlardan itibaren devlet hizmetine ve saray çevresine yakın bir ortamda yetişmesini sağlamıştır. Henüz dört yaşındayken mahalle mektebine verilmiş, burada harfleri öğrenmeye başlamıştır. Beş yaşına geldiğinde ise, dönemin anlayışına uygun olarak, 1815 yılında bir muhasebe kaleminde kâtip adayı olarak gör

D11, D25, D34, D42

Yatak Odasındaki Hatıralar

Bu odada, karyolanın başucuna denk gelen duvarda, Tevfik Fikret’in kendi eliyle kurşun kalemle çizdiği babası Hüseyin Efendi’nin bir portresi yer almaktadır. Bu portre, şairin babasına duyduğu derin sevgi ve saygının çok güçlü bir ifadesidir. Resmin altına Fikret tarafından yazılmış şu dizeler bulunmaktadır:

“Melek babacığım

Benim gözümde bugün hâiz-i şehadetsin,

Şehîd-i sıdk u hamiyyet, şehîd-i gurbetin.”

Bu dizeler, yalnızca bir evlat duygusunu değil, aynı zamanda Tevfik Fikret’in şiir anlayışını ve ahlaki duruşunu da yansıtmaktadır.

Kişisel Eşyalar ve Ölüm Maskı

Portrelerin altında, küçük bir vitrin içinde Tevfik Fikret’e ait bir fes sergilenmektedir. Bu fes, şairin günlük hayatından günümüze ulaşan sade ama anlamlı bir hatıradır. Deniz tarafına bakan duvarda ise, Fikret ölüm döşeğinde yatarken ress

D13, D22, D34, D42

Tebrizin İlk Kurucusu Zübeyde Hatun

Gönülleri fetheden Tebriz şehrinin ilk kurucusu, Abbâsî Halifesi Harun Reşid’in eşi Zübeyde Hatun’dur. Rivayete göre Hicrî 175 (Miladî 791) yılında bu bölgeye geldiğinde, havasını ve suyunu çok beğenmiştir. Burada bulunduğu sırada Halife Me’mun’a hamile kalmış, bu nedenle bu amber kokulu toprağı kendine dinlenme ve huzur yeri olarak seçmiştir.

Zübeyde Hatun burada önce bir köşk yaptırmış, ardından büyük harcamalar yaparak şehri büyütmüştür. Velek, vesak, tümen ve yüklerle ifade edilen sayısız malzeme ve servet harcayarak görkemli bir yerleşim kurmuştur. Abbâsî bilginleri, şehre Tebriz adını vermişlerdir. Zamanla şehir o kadar büyümüş ki çevresini dolaşmak üç gün sürermiş Private Sofia Tours.

Büyük Deprem ve İkinci Kurucu Mütevekkil

Scroll to Top