H33

H14, H21, H33, H42

Atatürk Bulvarı İlk Görünüm ve Çevresi

Atatürk Bulvarı’na girildiğinde, sağda ve solda, ileride ne olacağı tam olarak tahmin edilemeyen geniş açıklıklar göze çarpar. Bu alanlar, yazın tozla, kışın ise çamurla kaplıdır. Soldaki açık alan, yük arabaları için bir durak merkezi hâline gelmiştir ve saman ile çeşitli malzemelerle kaplıdır. Unkapanı’ndaki umumi mağazalar deposunun yangınından kurtarılan pamuklar da bu meydana serilmiş, kadınlar tarafından ayıklanıp temizlenerek kurutulmuştur. Bu pamuklar, daha sonra Süleymaniye Camii’nin iç haremine taşınmıştır. Böylece Atatürk Bulvarı’nın o yoğun ve kalabalık hatırası gözler önüne serilmektedir.

Bulvarın Yapıları ve İşlevleri

Şebsafa Camii o dönemde tamir edilmekteydi. Cami önündeki eski sibyan mektebi restore edilmiş ve Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından bir çocuk dispanseri ve kreş olarak kullanılmaktaydı. Cami ve mektep geçildikten sonra, bulvarı

H12, H24, H33, H42

29 Haziran 1934 – Dolmabahçe Sarayı Ziyareti

29 Haziran 1934’te Gazi Mustafa Kemal Paşa, öğleden sonra Dolmabahçe Sarayı’na giderek burada resmi temaslarda bulunmuştur. Saray ziyareti, hem gündelik işleri takip etmek hem de resmi misafirleri kabul etmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu ziyaret, sarayın devlet işlerinde merkezi bir rol oynadığını göstermektedir.

30 Haziran 1934 – Misafir Kabulü

30 Haziran günü Gazi, öğleden sonra motörle Beylerbeyi’nden Dolmabahçe Sarayı’na geçerek misafirlerini kabul etmiştir. Bu görüşmeler, devletler arası ilişkilerin güçlendirilmesi ve Türkiye’nin diplomatik ağırlığının pekiştirilmesi açısından önem taşımaktadır.

1 Temmuz 1934 – İran Şahı Rıza Pehlevi ile Görüşme

1 Temmuz 1934’te öğleden sonra saat 15.00’te, Gazi refakatinde Başvekil İsmet Paşa, Hariciye Vekili Tevfik Rüştü Bey ve Türkiye’nin Tahran Sefiri Enis B

H11, H25, H33, H45

26 Temmuz 1928 Gazi Mustafa Kemal’in Balolar ve İstanbul Tenezzühleri

Sarayda Çalışmalar ve Hazırlıklar

26 Temmuz 1928 günü Gazi Mustafa Kemal, Dolmabahçe Sarayı’nda bütün gün çalışmalarını sürdürmüştür. Resmî belgeler ve devlet işleriyle ilgilenmiş, öğleden sonra ve akşam saatlerinde halk ve davetlilerle temaslarını planlamıştır. Bu gün, hem resmi görevlerin yürütüldüğü hem de sosyal etkinliklerin gerçekleştiği yoğun bir gündür.

Fenerbahçe Belvü’de Baloya Katılım

Gazi Mustafa Kemal, akşam saat 11.00 civarında Sögütlü yatı ile Fenerbahçe Belvü’de düzenlenen baloya katılmıştır. Maiyetinde bulunan önemli kişiler arasında Büyük Millet Meclisi Reisi Kâzım Paşa, Dahiliye Vekili Şükrü Kaya, Kolordu Kumandanı Şükrü Naili Paşa, İstanbul Mebusu ve Fırka Müfettişi Hakkı Şinasi Paşa, Vali Vekili ve Şehremini Muhiddin Bey, Riyaseti Cumhur Kâtibi Tevfik Bey ile bazı milletvekilleri ve po

H12, H21, H33, H45

Sabahın İlk Saatlerinde Deniz Hazırlıkları

Sabahın erken saatlerinden itibaren Bahriye Kumandanlığının emrine verilen ve resmî bayraklar taşıyan Şehremaneti, Sıhhiye, Seyr-i Sefain, Liman Şirketi ve Ticaret-i Bahriye Müdüriyeti’ne ait motorlar büyük bir hareketlilik içindeydi. Bu motorlar, Büyükada’dan başlayarak İstanbul Limanı boyunca düzeni sağlamak için yoğun bir faaliyet gösteriyordu. Deniz üzerinde adeta sessiz ama disiplinli bir hazırlık vardı. Her görevli, kendisine verilen vazifeyi büyük bir dikkatle yerine getiriyor, törenin kusursuz olması için çalışıyordu.

İskelelerdeki Yoğunluk ve Davetliler

Sabah saatlerinden itibaren Seyr-i Sefain ve Şirket-i Hayriye iskeleleri, istikbal merasimine katılacak davetlilerle dolup taşmıştı. Halk erkenden iskelelere akın etmiş, vapurlara binmek için uzun sıralar oluşturmuştu. Saat on bire kadar, davetlileri taşıyan vapurlar ile çeşitli cemiyetler tarafından kiralanan çok s

H12, H25, H33, H44

Atanık Kuyumculukta Nezaket ve Cömertlik

Atanık, kuyumcu dükkânında müşterilerine karşı son derece ikramsever ve nazik bir ustaydı. Müşterilerden biri dükkâna girdiğinde hemen şakalaşır ve:

“Gülü seven dikenine katlanır. Şu benim kıyak sedirime yerleş efendiciğim!”

derdi. Ardından yakınındaki sucudan buzlu sular, limonatalar ve şerbetler, Nuru Osmaniye kapısındaki mahalle bakkalı Bursalı Ahmed Ağa’dan ise dondurmalar getirtirdi. Kış aylarında ise kahve, çay, tavuk göğsü ve keşkül gibi ikramlar sunardı.

Müşteriler dükkânın kalabalık olduğunu görünce genellikle:

“Bırak dolanalım, yine uğrarız.”

diye çekilir, başka yerlere gitmezlerdi. Tanıdığı orta halli müşterilerden, düğün veya davet hazırlığında olanlara küçük hediyeler verir, hatta değerli takıları ertesi gün kuyumcuya teslim etmeleri için saklardı. Bu, kuyumcu çarşısında yaygın bir adetti

H12, H24, H33, H44

Atâ Bey’in Son Yılları ve Görevleri

1856 yılında Atâ Bey, Beyrut’a gitmiş ve burada çeşitli devlet görevlerinde bulunmuştur. 1859 yılında Cezayir-i Bahr-i Sefid mutasarrıfı olarak atanmış ve görevin merkezi olan Rodos Adası’na yerleşmiştir. Rodos’ta tam otuz dokuz ay görev yapmış ve bu süre boyunca adanın idari işlerini yürütmüştür.

Ancak geçmişte yaptığı ordu muhasebecilikleri sırasında bazı yolsuzluk iddiaları ortaya atılmış ve mahkemeye verilmiştir. Uzun ve sıkıntılı bir yargılama sürecinin ardından Atâ Bey beraat etmiş ve görevine dönmüştür.

1865 yılında Filibe mutasarrıfı olarak atanmış, burada da yaklaşık otuz ay görev yapmıştır. Bu dönemde çeşitli imar işlerini yürütmüş ve özellikle Bulgaristan’daki gümrük işlemlerini düzenlemiştir. Ne var ki, bazı kişiler Atâ Bey’in nüfuzunu ve itibarını çekememiş, çeşitli entrikalarla onun görevden alınmasına yol açmıştır. Görevden alındığında

H15, H24, H33, H45

Aşkî Kadîm Talihiyle Öne Çıkan Bir Divan Şairi

Aşkî Kadîm, XV. yüzyılda yaşamış divan şairlerinden biridir. İstanbul’un fethinden sonra şehre yerleşen ilk şairler arasında yer aldığı bilinmektedir. Ancak aslen nereli olduğu, doğum ve ölüm tarihleri hakkında kesin bilgiler bulunmamaktadır. Şiirleri günümüze ulaşmış olmakla birlikte, edebî bakımdan güçlü ve özgün kabul edilmez. Dönemin kaynakları, şiirlerinin soğuk ve değersiz olduğunu açıkça belirtmektedir.

Buna rağmen Aşkî Kadîm, dönemin büyük padişahının dikkatini çekmeyi başarmış ve onun özel ilgisini kazanmıştır. Bu ilgi sayesinde İstanbul’da yüz akçe yevmiye ile bir görev almış, yani düzenli ve yüksek bir gelir elde etmiştir. Bu durum, onun oldukça rahat ve varlıklı bir hayat sürdüğünü göstermektedir Daily Ephesus Tours.

Dönemin Şairl

H14, H24, H33, H41

Şairler ve Yazarlar

Bu şehirde yetmiş sekiz divan sahibi şair ve yazar vardır. Hepsi düzgün dilli, zarif sözlü ve bilgili kişilerdir. Bunlar arasında Yâverî, Şâbî ve Sâibî, zamanlarının ünlü şairi Örfî’ye benzetilir. Ayrıca Edhemî, Çâkerî, Câyî ve Râzî gibi kalem sahipleri de ilim ve edebiyat dünyasında saygı görürler. Bu kişiler sadece şiir yazmakla kalmayıp halk arasında bilgelikleri ve güzel konuşmalarıyla da tanınırlar.

Ziyaret Edilen Dostlar ve Aydınlar

Yazarın ziyaret ettiği veya birlikte olduğu dostları arasında Seyyid Vâhidî (divan sahibi), Yezdan Aka, Merdân Aka Can, Kurban Kulu, Hoca Nağdî, Pirbaş Aka, Mirza Bay, Hüsam Ata, Elvend Aka, Rıza Bay ve Kelb Ali gibi değerli kişiler vardır. Bu isimler hem ilim hem de dostluk bakımından saygıdeğer kimseler olup şehirde önde gelenlerdendir

Scroll to Top