Atâullah Efendi (Mehmed) – 18. Yüzyıl Ulemasından
Atâullah Efendi, on sekizinci yüzyılın önemli ulemasından biridir ve şeyhülislâmların elli sekizincisi olarak görev yapmıştır. Babası İbrahim Efendi’dir. İlmiye mesleğinde […]
Atâullah Efendi, on sekizinci yüzyılın önemli ulemasından biridir ve şeyhülislâmların elli sekizincisi olarak görev yapmıştır. Babası İbrahim Efendi’dir. İlmiye mesleğinde […]
Atatürk Bulvarı’nın bazı bölümlerinin açılması ve güzergâhın belirlenmesi, farklı dönemlerde çeşitli yetkililer tarafından gerçekleştirilmiştir. Başlangıçta, Şehremini Operatör Emin Bey, Valide
Kapıdan içeri girdiğimde hissettiğim duygu tarif edilemez bir ürpermeden ibaretti. Bu ürperme yalnızca yaşayan canlılara ait değildi; büyük salonun tamamı
16 Şubat 1935’te Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Batı vilayetlerinde yaptığı incelemelerin ardından Ankara’ya dönmek üzere İstanbul’dan ayrılmıştır. 25 Şubat’ta Ege
26 Temmuz 1928 günü Gazi Mustafa Kemal, Dolmabahçe Sarayı’nda bütün gün çalışmalarını sürdürmüştür. Resmî belgeler ve devlet işleriyle ilgilenmiş, öğleden sonra ve akşam saatlerinde halk ve davetlilerle temaslarını planlamıştır. Bu gün, hem resmi görevlerin yürütüldüğü hem de sosyal etkinliklerin gerçekleştiği yoğun bir gündür.
Gazi Mustafa Kemal, akşam saat 11.00 civarında Sögütlü yatı ile Fenerbahçe Belvü’de düzenlenen baloya katılmıştır. Maiyetinde bulunan önemli kişiler arasında Büyük Millet Meclisi Reisi Kâzım Paşa, Dahiliye Vekili Şükrü Kaya, Kolordu Kumandanı Şükrü Naili Paşa, İstanbul Mebusu ve Fırka Müfettişi Hakkı Şinasi Paşa, Vali Vekili ve Şehremini Muhiddin Bey, Riyaseti Cumhur Kâtibi Tevfik Bey ile bazı milletvekilleri ve po
Ertuğrul yatı Fenerbahçe önlerinden geçerken kısa bir süre yavaşladı. Bu sırada Gazi Mustafa Kemal Paşa, eline dürbün alarak Fenerbahçe mesiresini dikkatle incelemeye başladı. Yeşillikler içindeki bu güzel sahil, kalabalık halk toplulukları ve dalgalanan bayraklarla adeta bir bayram yeri görünümündeydi. Bir müddet çevreyi seyrettikten sonra hayranlıkla şu sözleri söyledi:
“Burası ne güzel bir yerdir!”
Bu sözler, İstanbul’un doğal güzelliklerinin Gazi üzerinde bıraktığı derin etkiyi açıkça gösteriyordu.
Fenerbahçe’den sonra Ertuğrul yatı yönünü değiştirerek seri bir şekilde Sarayburnu’na doğru ilerlemeye başladı. Yol boyunca sahillerdeki kalabalık gittikçe artıyordu. Gülhane Bahçesi’nin setleri, hastane civarı, demiryolu güzergâhı ve sahil şeridi insanlarla dolmuş, hatta taşmıştı. İstanbul ha
Vicdani Atareven, lise kimya öğretmenlerinden olup, 1959 yılında Vefa Lisesinde görev yapıyordu. Arkadaşları onu ciddiyeti, dürüstlüğü, vefakârlığı ve örnek bir aile reisi olması ile tanırdı. Talebelerine karşı gösterdiği şefkat ve ilgi, onun eğitim anlayışının en önemli özelliğiydi.
Vicdani Bey, yıllar önce ders verdiği öğrencilerinin herhangi bir zorluk içinde olduğunu öğrendiğinde, kendi işini bırakıp onların sorunlarına çözüm aramak için hiç tereddüt etmezdi. Bu yaklaşımı, onun çocukluk hatıralarını asla unutmayan ve geçmişine bağlı bir insan olduğunu gösterir.
Vicdani Atareven, 1901 yılında Çatalca’da doğdu. Babası Ali Çavuş, zaptiye çavuşluğundan emekli olmuştu. İlk eğitimini Çatalca’daki ilkokul ve hüşdil mekteplerinde aldı. Ancak Balkan Savaşları sırasında, henüz on bir yaşındayken bü
Salâhaddin Enis Atabeyoğlu, Türk edebiyatının önemli romancı, hikâyeci ve gazetecilerinden biridir. Realizm akımının öncülerinden sayılan Enis, aynı zamanda İstanbul’un karakteristik simalarından biri olarak tanınır. 1892 yılında, jandarma subayı olan babası Ahmet Enis Bey’in görevi nedeniyle Antalya’da dünyaya gelmiştir. Babası, jandarma albaylığı görevinden emekli olmuş, aslen Artvinli ve Gürcistan’ın Atabek soyundan gelmektedir. Annesi Naime Hanım ise İzmir’in Çeşme ilçesinin seçkin ailelerindendir.
Ailesi, tarih ve kültür açısından oldukça köklüdür. Meşhur Sevr Antlaşmasını Şûrayı Saltanatta reddeden tek isimlerden biri olan Topçu Feriki Ali Hıfzı Paşa, Salâhaddin Enis’in amcasıdır. Ayrıca kalemi ve radyo konuşmaları ile tanınan spor adamı Eşref Şefik Atabey ve Zeynep Kâmil Hastanesi Başhekimi Dr. Fahri Atabey de aynı ailenin kökünden gelmektedir. Salâhaddin Enis, ailenin üç çocu
Metinde sözü edilen muhabbetnâme, manzum yani şiirli bir anlatım biçimidir. Lady Mary Montagu’ya göre bu tür yazılar, Türk toplumunda özellikle erkekler tarafından çok yaygın biçimde kullanılmıştır. Hatta yazar, Türk erkeklerinin bu tür muhabbetnâmelerde kullanılmak üzere adeta bir milyon mısraya sahip olduğunu söyler. Doğadaki hemen her unsur — renkler, çiçekler, otlar, meyveler, taşlar, tüyler — özel bir anlam yüklenerek dizelere dönüştürülmüştür.
Bu yöntemle, tek damla mürekkep kullanmadan serzenişte bulunmak, dostluk ya da aşk mesajları göndermek, hâl hatır sormak, hatta uzun haberler iletmek mümkün olmuştur. Yani gündelik hayatın içindeki sıradan nesneler, duyguların ve düşüncelerin gizli bir dili hâline gelmiştir Daily Ephesus Tours.
Tebriz şehrinde birçok ibretlik yapı bulunmaktadır. Bunların başlıcaları Sultan Haşan Camii, Şah Yakub’un binası, Şah Hıyaban binası, Şehlân Köşkü, Şah Cihan binası, Hadım Cafer Paşa Köşkü ve Şam-ı Gazan binasıdır. Bunların her biri mimari zarafeti, süslemeleri ve tarihî değeriyle dikkate değerdir.
Mırmır Mahallesi’nde bulunan Ali Şah Kemeri, ihtişamıyla Kisra Kemeri’ni andırır. Ancak zamanla bazı yapılar harap olmuştur. Şah İsmail Camii yakınındaki Emir Han Kalesi ile caminin karşısında yer alan Hadım Cafer Paşa Kalesi günümüzde yıkık durumdadır. Sürhâb Dağı eteklerindeki Reşidiye Kalesi ise Şah Gazan’ın veziri Muhammed Şam-ı Gazan tarafından yaptırılmıştır. Bu kaleler ve köşklerin her biri dönemin sanat anlayışını ve gücünü yansıtır. Tebriz’de bu yapılardan başka sayısız garip ve şaşırtıcı eser daha vardır ki bunları sözle anlatmak mümkün değildir