Atâullah Efendi (Mehmed) – 18. Yüzyıl Ulemasından
Atâullah Efendi, on sekizinci yüzyılın önemli ulemasından biridir ve şeyhülislâmların elli sekizincisi olarak görev yapmıştır. Babası İbrahim Efendi’dir. İlmiye mesleğinde […]
Atâullah Efendi, on sekizinci yüzyılın önemli ulemasından biridir ve şeyhülislâmların elli sekizincisi olarak görev yapmıştır. Babası İbrahim Efendi’dir. İlmiye mesleğinde […]
Atatürk Bulvarı’nın bazı bölümlerinin açılması ve güzergâhın belirlenmesi, farklı dönemlerde çeşitli yetkililer tarafından gerçekleştirilmiştir. Başlangıçta, Şehremini Operatör Emin Bey, Valide
Atatürk’ün ilme verdiği değer, insanlığa olan sevgisi ve şefkatli yaklaşımı, çevresindekiler tarafından her zaman büyük bir takdirle izlenmişti. Onun insanlığa karşı duyduğu sorumluluk ve evrensel prensiplere bağlılığı, sadece sözde kalmaz; her fırsatta çevresine de bu değerleri telkin ederdi. Mim Kemal, Atatürk’ün bu yönlerini anlatırken, onun hem insani hem de bilimsel düşüncelerini veciz kelimelerle ifade etmeye çalışıyordu. Atatürk, ilme duyduğu saygıyı ve bilgiyi bir yaşam prensibi olarak benimsemişti; insanlara ve devlete olan sevgisini de bu prensiplerle birleştirirdi.
Mim Kemal, anlatırken birden koltuğundan fırlamış gibi ayağa kalktı ve sonbahar rüzgârlarını derin derin içine çekti. Ardından “Başka ne söylememi istiyorsun? Anladın mı?” der gibi bakıyordu. Tarihin en acı ve hüzünlü anlarını ağır ağır dile getirdi. O sırada Atat
6 Teşrinievvel 1933’te, İstanbul’un kurtuluş bayramı münasebetiyle, Vali ve Belediye Reisi Muhiddin Bey, Halk Fırkası İstanbul İdare Heyeti Reisi Cevdet Kerim Bey, Şehir Meclisi Birinci Reisi Sadeddin Ferit Bey, Belediye Reis Muavini ve Şehir Meclisi üyelerinden oluşan bir heyet Dolmabahçe Sarayı’na giderek Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya İstanbul halkının minnet ve şükranlarını sunmuştur.
Gazi de karşılık olarak:
“İstanbul halkının bu vesile ile hakkımda gösterdiği samimiyet ve teveccühe teşekkür ederim. İnşallah hep birlikte uzun yıllar boyunca bu bayramları kutlarız.”
ifadelerini kullanmıştır. Bu ziyaret, halkın Cumhurbaşkanına olan sevgisi ve bağlılığını göstermesi açısından önem taşımaktadır.
9 Teşrinievvel günü, Gazi hususi trenle saat 19.00’da Haydarpaşa Garı’nd
26 Temmuz 1928 günü Gazi Mustafa Kemal, Dolmabahçe Sarayı’nda bütün gün çalışmalarını sürdürmüştür. Resmî belgeler ve devlet işleriyle ilgilenmiş, öğleden sonra ve akşam saatlerinde halk ve davetlilerle temaslarını planlamıştır. Bu gün, hem resmi görevlerin yürütüldüğü hem de sosyal etkinliklerin gerçekleştiği yoğun bir gündür.
Gazi Mustafa Kemal, akşam saat 11.00 civarında Sögütlü yatı ile Fenerbahçe Belvü’de düzenlenen baloya katılmıştır. Maiyetinde bulunan önemli kişiler arasında Büyük Millet Meclisi Reisi Kâzım Paşa, Dahiliye Vekili Şükrü Kaya, Kolordu Kumandanı Şükrü Naili Paşa, İstanbul Mebusu ve Fırka Müfettişi Hakkı Şinasi Paşa, Vali Vekili ve Şehremini Muhiddin Bey, Riyaseti Cumhur Kâtibi Tevfik Bey ile bazı milletvekilleri ve po
Basra vapurunun hemen yanında, Cemiyeti Hayriye üyelerini taşıyan “Halep” vapuru ile Türk Ocağı tarafından kiralanan “Bağdat” vapuru bulunuyordu. Biraz daha ileride ise üzerinde “İstanbul Musikişinasları Gazi Paşa Hazretlerine hoş geldiniz der” yazılı bir levha taşıyan “Fenerbahçe” vapuru yerini almıştı. Bu vapurlar, Büyükada açıklarında düzenli bir şekilde sıralanmış, adeta deniz üzerinde bir tören alanı oluşturmuşlardı.
Burgaz Adası yönüne doğru bakıldığında Haydarpaşa vapuru, onun arkasında ise Haliç Şirketi’ne ait üzerinde “Hoş geldin” yazılı levhalar bulunan 7, 9 ve 16 numaralı vapurlar ile birlikte iki vapur daha görülüyordu. Aynı bölgede Rüsumat Muhafaza memurlarını taşıyan bir vapur, biraz geride ise Şirket-i Hayriye’nin 70 ve 71 numaralı vapurları demirlemişti City Tour Istanbul
Atanık, kuyumcu dükkânında müşterilerine karşı son derece ikramsever ve nazik bir ustaydı. Müşterilerden biri dükkâna girdiğinde hemen şakalaşır ve:
“Gülü seven dikenine katlanır. Şu benim kıyak sedirime yerleş efendiciğim!”
derdi. Ardından yakınındaki sucudan buzlu sular, limonatalar ve şerbetler, Nuru Osmaniye kapısındaki mahalle bakkalı Bursalı Ahmed Ağa’dan ise dondurmalar getirtirdi. Kış aylarında ise kahve, çay, tavuk göğsü ve keşkül gibi ikramlar sunardı.
Müşteriler dükkânın kalabalık olduğunu görünce genellikle:
“Bırak dolanalım, yine uğrarız.”
diye çekilir, başka yerlere gitmezlerdi. Tanıdığı orta halli müşterilerden, düğün veya davet hazırlığında olanlara küçük hediyeler verir, hatta değerli takıları ertesi gün kuyumcuya teslim etmeleri için saklardı. Bu, kuyumcu çarşısında yaygın bir adetti
Atâ Bey, bir süre Dâri Şurayı Askerî’de görev yaptı. Halil Rıfat Paşa’nın reisliğinde maaşı 880 kuruşa yükseldi. Tayın bedeliyle birlikte eline o zamanlar için önemli sayılabilecek 1.500 kuruş geçti. Bu dönemde Ciritte birkaç defa eşkıya operasyonlarına katıldı ve başarıyla görev yaptı.
Ancak 1843 yılında, münafıkların etkisiyle vali paşa ile arası açıldı. Paşanın kendisine yönelik tehditleri nedeniyle güvenliğini sağlamak için adadan kaçmak zorunda kaldı. Bir süre boşta kalan Atâ Bey, sonunda Seraskerlik Kapısı’ndan gelen Arif Efendi aracılığıyla tekrar eski görevine döndü. Ancak Osman Paşa’nın sert tutumuna dayanamadı ve memuriyetine tam anlamıyla devam edemedi.
1845-1849 yılları arasında Adana ve Halep malmüdürlüğü görevlerinde bulundu. Fakat Halep Valisi Zarili Paşa ile anlaşamadığı için tekrar İstanbul’a döndü. 1848’de İstanbul’da ordunun muhasebeciliğine at
Metinde sözü edilen muhabbetnâme, manzum yani şiirli bir anlatım biçimidir. Lady Mary Montagu’ya göre bu tür yazılar, Türk toplumunda özellikle erkekler tarafından çok yaygın biçimde kullanılmıştır. Hatta yazar, Türk erkeklerinin bu tür muhabbetnâmelerde kullanılmak üzere adeta bir milyon mısraya sahip olduğunu söyler. Doğadaki hemen her unsur — renkler, çiçekler, otlar, meyveler, taşlar, tüyler — özel bir anlam yüklenerek dizelere dönüştürülmüştür.
Bu yöntemle, tek damla mürekkep kullanmadan serzenişte bulunmak, dostluk ya da aşk mesajları göndermek, hâl hatır sormak, hatta uzun haberler iletmek mümkün olmuştur. Yani gündelik hayatın içindeki sıradan nesneler, duyguların ve düşüncelerin gizli bir dili hâline gelmiştir Daily Ephesus Tours.
Tebriz’de çocuklara Kur’an öğreten 600 mektep bulunur. Bu mektepler, Sıbyan Mektepleri olarak bilinir ve her yıl çocuklara elbiseler dağıtılır. En bilinenleri şunlardır:
Şeyh Safî Mektebi
Haşan Meymendî Mektebi
Takı Han Mektebi
Sultan Haşan Mektebi
Sultan Yakub Mektebi
Bu okullar, çocukların dini eğitim alması ve Kur’an’ı öğrenmesi için önemli merkezlerdir.
Tebriz’de 160 derviş tekkesi bulunmaktadır. Bu tekkeler, özellikle Ehl-i Beyt sevgisi taşıyan dervişler tarafından korunur. Öne çıkan tekkeler şunlardır:
Şems-i Tebrizî Tekkesi
Bulduk Han Tekkesi
Zeyneb Ağam Tekkesi
Ukayl Tekkesi
Mir Haydar Tekkesi
Bektaşi Tekkesi (Rik Mahallesi’nde)
Bu tekkeler, hem ibadet hem de toplumsal dayanışma alanı olarak hizmet verir.
Akarsu ve S