I15, I23, I34, I42

Enderun’dan Yetişmiş Kaptanpaşalar

Enderun’dan yetişmiş kaptanpaşalar, Osmanlı sarayında eğitim almış ve donanma ile devlet işlerinde önemli görevler üstlenmiş kişilerdir. Bu kaptanpaşaların isimleri ve hal tercümeleri şunlardır:

Mahmud Paşa

Sokollu Mehmed Paşa

Küçük Piyale Paşa

Cağalazade Sinan Paşa

Hafız Ahmed Paşa

Öküz Mehmed Paşa

Davud Paşa

Canbuladze Mustafa Paşa

Silâhdar Mustafa Paşa

Siyavuş Paşa

Silâhdar Yusuf Paşa

Bıyıklı Mustafa Paşa

Konan Paşa

Silâhdar Küçük Sipahi Mustafa Paşa

Musahib Mustafa Paşa

Köle Süleyman Paşa

Silâhdar Bekir Paşa

Küçük Hüseyin Paşa

Bursa’lı Mehmed Said Paşa

Kürklü Süleyman Rafet Paşa

Kıbrıslı Mehmed Emin Paşa

Bu kaptanpaşalar, Enderun eğitimi sayesinde hem yönetim hem de askeri alanda yetiş

I11, I24, I35, I43

Enderun’dan Yetişmiş Sadrazamlar

Enderun’dan yetişmiş sadrazamların hayatları özetlenmiştir. Bu sadrazamlar, Osmanlı sarayında eğitim almış ve devlet yönetiminde önemli görevler üstlenmiş kişilerdir. Öne çıkan isimler şunlardır: Mahmud Paşa, Gedik Ahmed Paşa, Davud Paşa, Hersekzâde Ahmed Paşa, Hadım Ali Paşa, Koca Mustafa Paşa, Hadım Sinan Paşa, Maktûl İbrahim Paşa, Ayaş Paşa, Lütfi Paşa ve Tavaşi Süleyman Paşa.

Bunların dışında Riistem Paşa, Kara Ahmed Paşa, Semiz Ali Paşa, Sokollu Mehmed Paşa, Arnavud Ahmed Paşa, Tavaşi Sinan Paşa, Siyavuş Paşa, Mesih Mehmed Paşa, Ferhad Paşa, Lala Mehmed Paşa, Damad İbrahim Paşa ve Cağalazade Sinan Paşa da saraydan yetişmiş diğer sadrazamlardandır.

Dönem dönem görev alan diğer önemli isimler: Tavaşi Hasan Paşa, Tomh Mehmed Paşa, Yavuz Ali Paşa, Lala Mehmed Paşa, Öküz Mehmed Paşa, Kayserili Halil Paşa, Dilâver Paşa, Davud Paşa, Lefkeçi Mustafa Paşa, Gürcü Mehmet Paşa, Kem

I13, I21, I32, I41

Enderun Koğuş Hayatı ve Görevleri

Enderun, Osmanlı sarayının eğitim ve devlet memuru yetiştirme merkezlerinden biri olarak büyük bir öneme sahipti. Saraydaki koğuşlar, öğrencilerin ve saray görevlilerinin disiplinli bir şekilde eğitim aldığı ve hizmet gördüğü bölümlerdir. Bu koğuşlar, Darıssaade Ağalığı ve Çorlulu Ali Paşa’nın silâhdarlığı döneminde belirli kurallar çerçevesinde organize edilmiştir.

Koğuşların Yapısı ve Memuriyetler

Enderun’daki başlıca koğuşlar Hazine, Kiler ve Seferli koğuşlarıdır. Bu koğuşlarda görevler iki yolla dağıtılır: bir kısmı ocak yolu ile, bir kısmı ise istidat ve yetenek esasına göre atanır. Koğuşlarda kıdem sırası ve görev dağılımı titizlikle yapılır. Önemli görevler arasında sermahalcilik, başçavuşluk, dilsizlik hizmetleri, Hazinei Hümâyun başkollukçuluğu, çantacılık, nöbetçibaşılık ve kaftancılık yer alır

I14, I22, I31, I45

Atâ Tarihi ve Önemi

Atâ Tarihi, halk arasında Enderun Tarihi olarak da bilinir. Eser, İstanbul sarayının Enderun teşkilâtını ve Enderun’dan yetişmiş devlet adamları ile şairlerin yaşamlarını anlatır. Beş ciltlik bu büyük eser, Tayyârzâde Ahmed Ağa tarafından kaleme alınmıştır. Kitap, o dönemin saray hayatı ve devlet düzeni hakkında önemli bilgiler içerir ve matbu olarak basılmıştır.

Eserin orijinal kısmı, yazarın kendi gözlemleri ve babasından naklen aktardığı bilgilerden oluşur. Bu nedenle İstanbul tarihi bakımından büyük değere sahiptir. 1874-1876 yılları arasında Şeyh Yahyâ Efendi ve Basiret Matbaası tarafından basılmıştır.

Birinci Cildin İçeriği

Birinci cilt, eser içinde en önemli bölümdür ve başlıca konular şunlardır:

Sarayların kuruluşu: Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’daki eski ve yeni sarayları inşa etmesi; İkinci Bayezıt’ın Topkapı Sara

H15, H23, H34, H42

Vicdani Ataseven’in Eğitim Hayatı ve Çocukluk Yılları

Vicdani Ataseven, küçük yaşlarda zekâsı ve çalışkanlığı ile mahallenin ileri gelenlerinin dikkatini çekti. Mahalle ileri gelenleri, onu Bahriye Hastanesi civarındaki Numune Mektebi’ne kaydettirdiler. Kısa süre sonra mektebin başöğretmeni, Vicdani’nin yeteneğini fark etti ve onu daha iyi bir mektebe yönlendirmeyi düşündü. Ancak bu sırada Balkan Harbi sona ermiş ve ailesi ile birlikte Büyükçekmece’ye dönmek zorunda kalmıştı.

Vicdani’nin üvey ağabeyi, onun hızlıca bir iş sahibi olmasını düşündüğünden, Vicdani’yi kahveci yanına çırak olarak yerleştirdi. Genç Vicdani, uykusunu ve boş zamanlarını kitaplarına ayırarak çalışmaya devam etti. Daha sonra ağabeyinin tayini ile Çatalca’ya dönmek zorunda kaldı. İstanbul’un eski Şehremini Haydar Bey’in desteğiyle, Kastamonu Sultanisi’ne kaydettirilmesi sağlandı. Bu sayede Vicdani, eğitimine devam etme fırsatı buldu

H11, H24, H35, H43

Atareven Vicdani Örnek Bir Eğitimci ve İnsan

Vicdani Atareven, lise kimya öğretmenlerinden olup, 1959 yılında Vefa Lisesinde görev yapıyordu. Arkadaşları onu ciddiyeti, dürüstlüğü, vefakârlığı ve örnek bir aile reisi olması ile tanırdı. Talebelerine karşı gösterdiği şefkat ve ilgi, onun eğitim anlayışının en önemli özelliğiydi.

Vicdani Bey, yıllar önce ders verdiği öğrencilerinin herhangi bir zorluk içinde olduğunu öğrendiğinde, kendi işini bırakıp onların sorunlarına çözüm aramak için hiç tereddüt etmezdi. Bu yaklaşımı, onun çocukluk hatıralarını asla unutmayan ve geçmişine bağlı bir insan olduğunu gösterir.

Zor Bir Çocukluk ve Eğitim Yolculuğu

Vicdani Atareven, 1901 yılında Çatalca’da doğdu. Babası Ali Çavuş, zaptiye çavuşluğundan emekli olmuştu. İlk eğitimini Çatalca’daki ilkokul ve hüşdil mekteplerinde aldı. Ancak Balkan Savaşları sırasında, henüz on bir yaşındayken bü

H12, H25, H33, H44

Atanık Kuyumculukta Nezaket ve Cömertlik

Atanık, kuyumcu dükkânında müşterilerine karşı son derece ikramsever ve nazik bir ustaydı. Müşterilerden biri dükkâna girdiğinde hemen şakalaşır ve:

“Gülü seven dikenine katlanır. Şu benim kıyak sedirime yerleş efendiciğim!”

derdi. Ardından yakınındaki sucudan buzlu sular, limonatalar ve şerbetler, Nuru Osmaniye kapısındaki mahalle bakkalı Bursalı Ahmed Ağa’dan ise dondurmalar getirtirdi. Kış aylarında ise kahve, çay, tavuk göğsü ve keşkül gibi ikramlar sunardı.

Müşteriler dükkânın kalabalık olduğunu görünce genellikle:

“Bırak dolanalım, yine uğrarız.”

diye çekilir, başka yerlere gitmezlerdi. Tanıdığı orta halli müşterilerden, düğün veya davet hazırlığında olanlara küçük hediyeler verir, hatta değerli takıları ertesi gün kuyumcuya teslim etmeleri için saklardı. Bu, kuyumcu çarşısında yaygın bir adetti

H13, H21, H32, H41

Madam Atanaşyan İstanbul’un İlk Kadın Tabiplerinden

Atanaşyan (Madam), İstanbul’un ilk kadın tabiplerinden biridir. 1291 (M. 1879) yılında “Kahkaha” mizah gazetesinde ilanı yayınlanmıştır. Uzun bir süre Viyana ve Romanya’da hekimlik yaptıktan sonra İstanbul’a dönmüş ve Beyoğlu, Sakızağacı Sokağı’ndaki kendi hanesinde köstebek, fistül ve meşimede taş gibi hastalıkları tedavi etmiştir.

Hekimliğiyle kısa sürede tanınan Madam Atanaşyan, İstanbul’da hem güvenilir hem de başarılı bir doktor olarak ün kazanmıştır. Hastalarına gösterdiği özen ve tecrübesi sayesinde halk arasında saygı görmüş, özellikle kadın hastalar için önemli bir sağlık kaynağı olmuştur.

Atavik Kuyumcu Çarşısının Ünlü İsmi

Atavik, II. Abdülhamid döneminin ünlü kuyumcularından biriydi. Fiziksel olarak cılız, kır bıyıklı ve takıntılı bir kişilik olarak tanınırdı. İstanbul hanımları ona iki lakap takmıştı: “Bil

H14, H22, H31, H45

İkinci Atanasios ve Patriklik Dönemi

İkinci Atanasios, İstanbul’un fethinden sonra Fener Rum Ortodoks Patrikliği yapmış önemli bir dini liderdir. Tarihçi Meshüpoliu Demitrios Prekopiu, Atanasios’u Yunan ve Latin dillerine hâkim bir şair, filozof, hatip ve edebiyatçı olarak tanımlar. Ancak onun keyfi idaresi, kilise çevrelerinde hoşnutsuzluk yaratmış ve seçilmesinden yalnızca kırk gün sonra azledilmiştir.

Atanasios, azledildikten sonra Selanik’e kaçmış, buradan Papaya müracaat ederek Patrikliği yeniden üstlenmek için aracılık talep etmiştir. Ancak Papa, yalnızca Katolik Kilisesine geçmesi durumunda böyle bir aracılık yapılabileceğini söylemiş ve Atanasios bunu reddetmiştir. Bunun üzerine bir süre Eflâk ve Bulgaristan’da dolaşmış, ömrünün son yıllarını ise İstanbul’da geçirmiştir.

Atanasios IV Kısa Süreli Patriklik

Atanasios IV, Fener Rum Ortodoks Patriklerinin 202. patriği olarak görev yapmış

Scroll to Top