Atatürk Bulvarı İstanbul’un Büyük Yolu
Atatürk Bulvarı, İstanbul’un en geniş ve önemli yollarından biridir. Cumhuriyet döneminde, Dr. Lütfi Kırdar’ın İstanbul Valiliği ve Belediye Başkanlığı sırasında […]
Atatürk Bulvarı, İstanbul’un en geniş ve önemli yollarından biridir. Cumhuriyet döneminde, Dr. Lütfi Kırdar’ın İstanbul Valiliği ve Belediye Başkanlığı sırasında […]
1881 yılında Selanik’te doğan Mustafa Kemal Atatürk, kısa süre içinde hem eğitimde hem de askerî alanda öne çıktı. 1901 yılında Erkânıharp Yüzbaşısı olarak mezun oldu. 1907 yılında Kolağası, 1912’de Binbaşı, 1914’te Kaymakam ve 1915’te Miralay rütbesine yükseldi. 1916’da General oldu ve aynı yıl İkinci Ordu Kumandan Vekili görevini üstlendi. 1917 yılında Hicaz Kuvvetleri Seferiye Kumandanı ve 1918’de Yıldırım Orduları Grubu Kumandanı olarak önemli görevler aldı.
15 Mayıs 1919’da Üçüncü Ordu Müfettişi olan Atatürk, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkarak Kurtuluş Savaşı’nı başlattı. 23 Temmuz 1919’da Erzurum Kongresi, 1 Eylül 1919’da ise Sivas Kongresi açıldı. 7 Eylül 1919’da Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kuruldu. 27 Aralık 1919’da Atatürk Ankara’ya geldi. 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi (T
21 Kasım 1938, Türk milleti için derin bir matem günüydü. Gazetelerde Atatürk’ün kaybı üzerine çok sayıda yazı yayımlandı. Nurullah Ataç Haber gazetesi “Matem günü” başlığıyla o günün önemini aktardı. Sezai Atillâ Tan, Atatürk’ün son hizmetlerini ve ülkeye bıraktığı mirası yazdı. Muhiddin Birgün Son Posta, tabutun önündeki halkın duygularını anlattı.
Abidin Daver Cumhuriyet, “Sen ölmedin” diyerek liderin fikirlerinin ve eserlerinin yaşadığını vurguladı. F. Demircili Cumhuriyet, Altı Meş’alc başlığıyla Atatürk’ün ışığını ve rehberliğini simgeledi. Sadri Ertem Kurun, resimlere bakarken duyulan hüznü ifade etti. Hakkı Süha Gezgin Kurun, halkın kısa bir an için sessizce yas tutmasını yazdı.
Halk Filozofu Son Telgraf, “Atatürk Ankara’nın kucağında” diyerek cenazenin törenini ve halkın saygısını aktardı. Yunus Nadi Cumhuriyet, Peyami Safa Cumhuriyet, Recai Sanay S
10 Kasım 1938’de Türkiye, eşi benzeri olmayan bir liderini kaybetti. Gazetelerde Atatürk’ün ölümü üzerine birçok yazı yayımlandı. Nurullah Ataç Resimli Hafta gazetesinde “Atatürk Tanrılaşan Lider” başlığıyla liderin büyüklüğünü anlattı. İzzet Ulvi Aykut Son Telgraf “İki gidiş arasındaki fark” diyerek Atatürk’ün hayatının ve kaybının önemini vurguladı.
Ethem İzzet Benice Son Telgraf, halkı “Ağlamayınız; iftihar ediniz” sözleriyle teselli etmeye çalıştı. Muhiddin Birgün Son Posta “Gözyaşı” başlığıyla toplumun acısını dile getirdi. Abidin Daver Cumhuriyet, Atatürk’ün ölümünü haber vererek milletin yasını aktardı. Ali Rıza Eroin Son Telgraf ve Celâl Ergun Modern Türkiye, Atatürk’ün kaybının genç kuşak üzerindeki etkilerini yazdı.
Sadri Ertem Kurun “20 yaşındaki Mustafa Kemaller” diyerek gençlerin liderlerinden aldığı ilhamı vurguladı. Hakkı Süha Ge
17 Kasım 1938’de gazeteler, Atatürk’ün kaybının yarattığı derin matem ve milletin duygularını yansıtan çok sayıda yazı yayımladı. A. C. Yeni Sabah “Sevgili Atamızı kaybettik” diyerek liderin kaybının yarattığı boşluğu ifade etti. Afacan Yeni Sabah, Atatürk’ün en büyük eserini ve mirasını hatırlattı. Nurullah Ataç Haber gazetesi, “Atatürk yaralan adaın” diyerek halkın duygusal tepkilerini aktardı.
Muhiddin Birgün Son Posta “Ulu Başbuğumuzu kaybettik” ifadesiyle toplumun ortak yasını dile getirdi. Çocuk Duygusu gazetesi, bayrakların ileriye taşınması çağrısı yaptı. Sadri Ertem Kurun “En beliğ mersiye gözyaşlarımızdır” derken, B. Felek Tan halkın kucağında duyulan matemden söz etti. Hakkı Süha Gezgin Kurun, Atatürk’ün dünyaya bakışını ve toplum üzerindeki etkisini yazdı.
H. F. Akşam gazetesi tabutun önünde halkın hüzün dolu duruşunu anlattı. Halk Filozofu –
14 Kasım 1938’de gazeteler, Atatürk’ün ölümünün yarattığı derin matem ve toplumsal etkileri yansıtan çok sayıda yazı yayımladı. Niyazi Ahmed Kurun “Tarihi zenginleştiren Türk” başlığıyla onun millet üzerindeki etkisini vurguladı. Fazıl Ahmed Aykaç Cumhuriyet gazetesinde gençliğin yas tepkilerini anlattı. Ethem İzzet Benice Son Telgraf’ta Atatürk’ün orijinal ve özgün kişiliğini öne çıkardı.
Muhiddin Birgün Son Posta “Atatürk’ümüzü kaybettik” diyerek halkın acısını dile getirdi. Hakkı Süha Gezgin Kurun, yetiştirdiği gençliği ve onların matemini anlattı. Ali Naci Karacan Bugün gazetesinde “Büyük acı karşısında” ifadesiyle halkın hislerini özetledi. Nadir Nadi Cumhuriyet, S. T. Öget Kırmızı-Beyaz, Cemal Refik Akşam, M. Zekeriya Sertel Tan ve Sabiha Zekeriya Sertel Tan, Atatürk’ün ölçüsünü, eserlerini ve halk üzerindeki etkilerini detaylı şekilde yazdılar. Murad Sertoglu Ye
Atatürk’ün vefatı sonrası, İstanbul gazeteleri ve dergilerde birçok makale yayımlandı. Bu yazılar hem imzalı hem de imzasız olarak, milletin derin üzüntüsünü ve saygısını yansıtıyordu. Her yazar, kendi üslubuyla büyük liderin kaybını dile getiriyor ve milletin yasını aktarıyordu.
Nurullah Ataç Yeni Sabah gazetesinde “İnsanlar eserleriyle bakidir” başlığıyla yazdı. Haber gazetesi onun arkasından daha çok konuştu. Muhiddin Birgün Son Posta’da “Onu kaybetmiş olmanın ızdırabı” diyerek halkın acısını dile getirdi. Cumhuriyet gazetesi Abidin Daver aracılığıyla “O yaşıyor” ifadesiyle Atatürk’ün fikirlerinin ve mirasının yaşadığını vurguladı Guided Turkey Tours.
Ömer Rıza Doğrul Tan gazetesinde, “Bütün dünyanın hürmet ettiği” sözleriyle Atatürk’ün uluslararası saygın
Alay, Adalar açığına kadar ilerledi ve buradan bağlı gemiler, Türk milletinin ebedi şefini son kez selamlayarak İstanbul’dan ayrıldılar. Geri dönerken
Bir yanda martılar, diğer yanda kuşlar Zafer gemisinin üzerinde uçarken tabutun üzerine çiçekler bırakıyordu. Kalbi yaralı İstanbullular, kara, deniz ve hava orduları ile büyük bir saygı gösterisi düzenlediler. Şehrin iki kıyısı, Avrupa ve Asya yakaları, hınca hınç doluydu; kalabalığın yoğunluğuna, matem duygusuna karşı koyamayacağı, adeta eriyip yok olacağı izlenimi veriyordu.
Saat 13.27’de Zafer, Yavuz gemisine yanaştı. Yavuz’un zabitanı ve efradı selam vaziyetindeydi. Önce Büyük Millet Meclisi üyeleri cenazeyi gemiye aldı, ardından denizcilerimizin elleri üzerinde tabut, mor kadifelerle hazırlanan sehpanın üzerine konuldu. Yavuz’dan atılan bir top, Marmara’nın engin ufuklarında yankılandı. Bu sırada dost ülkelerden gelen gemiler de top atarak büyük lidere son saygılarını gösterdi
Generaller, sandukanın üzerinden ipek Türk sancağını kaldırmaya çalışıyordu. Ancak ipek sancak sanki bu kutsal naaştan ayrılmak istemiyormuş gibi sandukaya iyice