G11, G25, G34, G42

Aşkî Efendi (Tabib Mehmed) Lâle Devri’nin Ünlü Çiçekçisi

Aşkî Efendi, asıl adıyla Tabib Mehmed, III. Selim devrinde yaşamış ve özellikle lâle yetiştiriciliği ile ün kazanmış önemli bir şahsiyettir. Osmanlı kültür tarihinde çiçekçiliğin zirveye ulaştığı dönemlerden biri olan bu devirde, Aşkî Efendi hem uygulayıcı hem de yazar kimliğiyle dikkat çekmiştir. Onu asıl önemli kılan eser ise “Takvîm-i Lâle” adlı çalışmasıdır.

Takvîm-i Lâle’nin Yazılışı ve Önemi

Takvîm-i Lâle, Hicrî 1216 (Milâdî 1801) yılında kaleme alınmıştır. Bu eser, Osmanlı’da lâleye verilen değerin ve çiçekçiliğin ne kadar ileri bir düzeye ulaştığının açık bir göstergesidir. Eser, yalnızca estetik bir çiçek sevgisinin ürünü değil, aynı zamanda bilimsel ve sistemli bir botanik çalışması niteliği taşır.

Dönemin şairlerinden Rıza, bu eser için bir takriz (övgü yazısı) kaleme almış ve Takvîm-i Lâle’nin değer

G12, G21, G31, G44

Aşkî Efendi Son Meddahlardan Biri

Aşkî Efendi, Osmanlı’nın son dönem meddahları ve orta oyunu sanatçıları arasında yer alan önemli fakat yeterince tanınmayan bir isimdir. Onun sanat hayatına dair bilgilerimizin büyük bir kısmı, merhum Sermed Muhtar Alus’un İstanbul Ansiklopedisi için kaleme aldığı notlardan gelmektedir. Bu notlar, hem Aşkî Efendi’nin sanat anlayışını hem de dönemin eğlence kültürünü anlamamız açısından çok kıymetlidir.

Kahvehanelerde Meddahlık Geleneği

Sermed Muhtar Alus’un aktardığına göre Aşkî Efendi, özellikle kış gecelerinde İstanbul’un çeşitli kahvehanelerinde meddahlık yapmıştır. Divanyolu’ndaki Arif Kahvesi, Beyazıt’taki Merkez Kahvesi ve Vezneciler’deki Şems Kahvesi, onun sıkça sahne aldığı mekânlardandır. Ancak zamanla Karagöz ve meddahlık sanatının eski parlak günlerini kaybetmesi, Aşkî Efendi’nin de hayatını zorlaştırmıştır

G13, G22, G35, G41

Âşiyan Mecmuasının Adı ve Tevfik Fikret’in Tutumu

Âşiyan Mecmuası’na adını veren kişi Tevfik Fikrettir. Mecmuanın ismi, doğrudan onun Âşiyan’daki hayatı ve sanat anlayışıyla ilişkilidir. Tevfik Fikret, dergide yayımlanacak şiirleri için kendisine teklif edilen telif ücretini kesin bir dille reddetmiştir. Sanatını maddi bir karşılıkla ölçmeyi doğru bulmamış, yazılarını tamamen gönüllü olarak vermeyi tercih etmiştir. Bu tutum, onun edebiyata ve sanat ahlakına verdiği değerin açık bir göstergesidir.

Âşiyan Mecmuası’nda en yüksek telif ücreti ise Abdülhak Hâmid Tarhan’a ödenmiştir. Kendisine her şiiri için beş altın telif hakkı teklif edilmiş ve bu ücretin kabul edilmesi özellikle rica edilmiştir. Bu durum, Abdülhak Hâmid’in dönemin edebiyat dünyasındaki saygın yerini ve mecmuanın nitelikli yazarlara verdiği önemi göstermektedir Walking Tours E

G15, G24, G33, G45

Aşiyan İdadisinin İlk Binası ve Kuruluşu

Aşiyan İdadisinin öğretime başladığı ilk bina, günümüzde Millî Türk Talebe Birliğinin bulunduğu yerde, yani geçmişte Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Merkezinin yer aldığı eski Divan-ı Muhasebat Dairesinin yanındaki sokakta bulunuyordu. Bu bina, Keçecizâde Rıfuat Bey’in konağının tam karşısında yer almaktaydı. Söz konusu binada, dönemin değerli eğitimcilerinden Ahmed Edip tarafından kurulmuş olan “Biçki Yurdu” adlı bir eğitim kurumu faaliyet gösteriyordu.

Ahmed Edip, okul açmak için yer bulamayan arkadaşlarına bu binayı kiralamış ve bu sayede Aşiyan İdadisi öğretime başlayabilmiştir. Okulun ilk müdürlüğüne de Ahmed Edip getirilmiş, ancak bir süre sonra bu görevi kuruculardan Mustafa Namık Bey üstlenmiştir. Aşiyan İdadisinin ilk öğrencileri altmış kişiden oluşmaktaydı. Bu öğrencilerin on beşi yatılı, geri kalanları ise gündüzlüydü

D11, D25, D34, D42

Yatak Odasındaki Hatıralar

Bu odada, karyolanın başucuna denk gelen duvarda, Tevfik Fikret’in kendi eliyle kurşun kalemle çizdiği babası Hüseyin Efendi’nin bir portresi yer almaktadır. Bu portre, şairin babasına duyduğu derin sevgi ve saygının çok güçlü bir ifadesidir. Resmin altına Fikret tarafından yazılmış şu dizeler bulunmaktadır:

“Melek babacığım

Benim gözümde bugün hâiz-i şehadetsin,

Şehîd-i sıdk u hamiyyet, şehîd-i gurbetin.”

Bu dizeler, yalnızca bir evlat duygusunu değil, aynı zamanda Tevfik Fikret’in şiir anlayışını ve ahlaki duruşunu da yansıtmaktadır.

Kişisel Eşyalar ve Ölüm Maskı

Portrelerin altında, küçük bir vitrin içinde Tevfik Fikret’e ait bir fes sergilenmektedir. Bu fes, şairin günlük hayatından günümüze ulaşan sade ama anlamlı bir hatıradır. Deniz tarafına bakan duvarda ise, Fikret ölüm döşeğinde yatarken ress

D12, D21, D31, D44

Âşiyan’daki Yatak Odasına Giriş

Âşiyan’ın üst katında yer alan yatak odası, Tevfik Fikret’in hayatının son günlerine tanıklık etmesi bakımından ziyaretçilerin en çok dikkatini çeken bölümlerden biridir. Odaya girildiğinde, hemen sol tarafta bir komodin ve bir ağaç karyola görülür. Ancak bu karyola, sanıldığı gibi şairin son nefesini verdiği yatak değildir. Müze düzenlemesi sırasında, yalnızca mekânı tamamlamak ve bir görsel bütünlük sağlamak amacıyla buraya yerleştirilmiştir.

Gerçek Ölüm Yatağı Meselesi

Duvarda asılı olan ve Tevfik Fikret’i ölüm döşeğinde gösteren fotoğraf, önemli bir gerçeği açıkça ortaya koymaktadır. Bu fotoğraf, şairin içinde vefat ettiği yatağın, odada bulunan bu oyma ceviz karyola olmadığını kesin biçimde göstermektedir. Asıl karyola günümüze ulaşmamış, nerede olduğu da tespit edilememiştir. Bu nedenle, mevcut karyolanın yalnızca sembolik bir unsur old

D14, D23, D32, D43

Sağ Duvardaki Resimler

Bu bölümün sağ duvarında, Tevfik Fikret’in kendi eliyle yaptığı üç önemli resim yer almaktadır. Bunlardan ilki, eşi Fatma Nâzime Hanımefendi’nin portresidir. Portre, sade anlatımı ve duygulu ifadesiyle dikkat çeker. İkinci eser, Âşiyan civarında Boğaziçi’nin bir görünüşünü yansıtan yağlı boya bir peyzajdır. Bu tablo, renk uyumu ve ışık kullanımıyla tereddütsüz bir sanat eseri olarak kabul edilir. Üçüncü resimde ise, bir çam ağacının altında oturan çarşaflı bir hanım görülür. Bu figürün de şairin eşi olduğu bilinmektedir. Resim, hem doğayla insan arasındaki ilişkiyi hem de dönemin gündelik yaşamını yansıtır Private Ephesus Tours.

Öğrencilik Yıllarından Bir Hatıra

Bu bölümde yer alan eserler arasında, Tevfik Fikret’in henüz Galatasaray Sulta

D13, D22, D35, D41

Şairin Yazı Masası ve “Şiir Tahtı”

Salonun sağ tarafındaki çıkıntının önünde, Tevfik Fikret’in büyük yazı masası ile onun deyim yerindeyse “şiir tahtı” sayılabilecek geniş ve rahat koltuğu yer alır. Bu koltuk, şairin uzun saatler boyunca oturup düşündüğü, yazdığı ve hayal kurduğu özel bir mekânın merkezindedir. Eskiden şilte ve yastıklarla döşenmiş olduğu anlaşılan koltuk, bugün sade bir hâlde sergilenmektedir. Üzerinde yalnızca küçük bir meşin yastık bulunmaktadır. Buna rağmen koltuk, hâlâ şairin varlığını hissettiren güçlü bir etki taşır.

Yazı masası ise son derece zarif ve kullanışlıdır. Oldukça geniş olan bu masa, üzerinde çok sayıda evrakı rahatça taşıyabilecek şekilde tasarlanmıştır. Masanın orta kısmı Mısır hasırı ile kaplanmıştır; bu ayrıntı hem estetik hem de işlevsel bir tercih olarak dikkat çeker

D15, D24, D33, D45

Aşiyan’da Tevfik Fikret’e Ayrılan Üst Kat

Âşiyan’ın üst katı bütünüyle Tevfik Fikret’e ayrılmıştır. Bu kat, bugün müze olarak düzenlenmiş olup üç bölümden oluşmaktadır. Bu bölümler bir çalışma odası, bir yatak odası ve küçük sergi alanlarıdır. Ev, şairin hayatını, düşünce dünyasını ve sanat anlayışını yansıtan eşyalarla donatılmıştır. Ziyaretçiler, bu mekânlarda Tevfik Fikret’in hem özel hayatına hem de edebî kişiliğine yakından tanıklık edebilirler.

Çalışma Odası ve Sis Manzarası Tablosu

Çalışma odasına girildiğinde, tam karşıda büyük bir yağlı boya tablo göze çarpar. Bu eser, Halife Abdülmecid Efendi tarafından yapılmış bir sis manzarasıdır. Ressam, ilhamını Tevfik Fikret’in meşhur “Sis” şiirinden almıştır. Tabloyu “Muhibbi azizim Tevfik Fikret Bey’e” sözleriyle imzalayan Abdülmecid Efendi, şaire olan saygısını açıkça göstermiştir. 1326 tarihini taşıya

Scroll to Top