Yazar adı: Saksagan

H11, H25, H34, H42

Muhabbetnâmelerin Dili ve Anlamı

Metinde sözü edilen muhabbetnâme, manzum yani şiirli bir anlatım biçimidir. Lady Mary Montagu’ya göre bu tür yazılar, Türk toplumunda özellikle erkekler tarafından çok yaygın biçimde kullanılmıştır. Hatta yazar, Türk erkeklerinin bu tür muhabbetnâmelerde kullanılmak üzere adeta bir milyon mısraya sahip olduğunu söyler. Doğadaki hemen her unsur — renkler, çiçekler, otlar, meyveler, taşlar, tüyler — özel bir anlam yüklenerek dizelere dönüştürülmüştür.

Bu yöntemle, tek damla mürekkep kullanmadan serzenişte bulunmak, dostluk ya da aşk mesajları göndermek, hâl hatır sormak, hatta uzun haberler iletmek mümkün olmuştur. Yani gündelik hayatın içindeki sıradan nesneler, duyguların ve düşüncelerin gizli bir dili hâline gelmiştir Daily Ephesus Tours.

Gizli Buluşmalar ve

H12, H21, H31, H44

Gerçeğin Ortaya Çıkışı

Yaşanan bu beklenmedik olay, Adnan Bey’i derin ve sarsıcı düşüncelere sevk eder. Karısı Bihter ile kaynanası Firdevs Hanım’ın o anki tavırları ve yüz ifadeleri oldukça anlamlıdır. İkisinin de sessizliği ve bakışları, Adnan Bey’in içinde büyüyen şüpheleri daha da kuvvetlendirir. Tam bu sırada odanın kapısı açılır ve yüzü solgun, bedeni titreyen küçük Beşir içeri girer.

Beşir’in İtirafı

Beşir, artık dayanacak gücü kalmadığını belli eden bir sesle konuşur:

— “Küçük hanımı öldürüyorlar… Artık her şeyi söyleyeceğim.”

Bu sözler Adnan Bey’i adeta donup bırakır. Beşir, bugüne kadar gördüğü ve duyduğu her şeyi bütün ayrıntılarıyla anlatmaya başlar. Soğuk kış gecelerinde, yağmur altında, karanlık köşelerde gizlenerek; şahnişlerde saatlerce bekleyerek yaşananları takip etmiştir. Büyük bir sabır ve acı içinde her

H14, H23, H32, H43

Firdevs Hanım’ın Yalıya Yerleşmesi

Olaylar beklenmedik bir gelişmeyle daha da karmaşık bir hâl alır. Firdevs Hanım, kendi çevresi ve alışkanlıklarıyla birlikte Adnan Bey’in yalısına yerleşir. Bu durum, zaten hassas dengeler üzerine kurulu olan yalı hayatını tamamen değiştirir. Firdevs Hanım’ın gelişiyle birlikte evdeki huzur daha da bozulur ve aile içindeki çatlaklar derinleşir.

Yasak Aşkın Başlaması

Annesinin yalıya yerleşmesinden sonra, Bihter ile Behlül arasındaki yakınlık yavaş yavaş yasak bir aşka dönüşür. Bihter kocasına, Behlül ise dayısına ihanet etmektedir. Bu ilişki, yalnızca iki kişinin günahı değil, aynı zamanda kutsal sayılan aile yapısının da çöküşüdür. Bu tehlikeyi ilk fark eden kişi, Nihal’in mürebbiyesi Matmazel de Courton olur Daily Ephesus Tours.

H13, H22, H35, H41

Firdevs Hanım ve Kızları

Firdevs Hanım ve kızları, dönemin geleneksel aile anlayışına göre oldukça serbest yaşayan, eğlenceyi seven ve sosyal hayata düşkün kimselerdir. Gösterişli hayat tarzlarıyla çevrelerinin dikkatini çekerler. Firdevs Hanım’ın iki kızından biri olan Bihter, yirmi iki yaşında, güzel, alımlı ve kendine güvenen genç bir kadındır. Bu özellikleriyle kısa sürede Adnan Bey’in ilgisini çeker.

Adnan Bey ile Bihter Arasındaki Yakınlaşma

Adnan Bey, Bihter’i gördüğü andan itibaren ondan etkilenir. Bundan sonra karşılaşmalar sıklaşır. Boğaziçi’nde yapılan gezintiler sırasında sandallar birbirine yaklaşır, bakışmalar olur, tebessümler ve selamlaşmalar başlar. Zamanla bu sessiz işaretleri kısa konuşmalar takip eder. Bu yakınlaşma, her iki taraf için de yeni duyguların doğmasına yol açar

H15, H24, H33, H45

Aşkî Kadîm Talihiyle Öne Çıkan Bir Divan Şairi

Aşkî Kadîm, XV. yüzyılda yaşamış divan şairlerinden biridir. İstanbul’un fethinden sonra şehre yerleşen ilk şairler arasında yer aldığı bilinmektedir. Ancak aslen nereli olduğu, doğum ve ölüm tarihleri hakkında kesin bilgiler bulunmamaktadır. Şiirleri günümüze ulaşmış olmakla birlikte, edebî bakımdan güçlü ve özgün kabul edilmez. Dönemin kaynakları, şiirlerinin soğuk ve değersiz olduğunu açıkça belirtmektedir.

Buna rağmen Aşkî Kadîm, dönemin büyük padişahının dikkatini çekmeyi başarmış ve onun özel ilgisini kazanmıştır. Bu ilgi sayesinde İstanbul’da yüz akçe yevmiye ile bir görev almış, yani düzenli ve yüksek bir gelir elde etmiştir. Bu durum, onun oldukça rahat ve varlıklı bir hayat sürdüğünü göstermektedir Daily Ephesus Tours.

Dönemin Şairl

G11, G25, G34, G42

Aşkî Efendi (Tabib Mehmed) Lâle Devri’nin Ünlü Çiçekçisi

Aşkî Efendi, asıl adıyla Tabib Mehmed, III. Selim devrinde yaşamış ve özellikle lâle yetiştiriciliği ile ün kazanmış önemli bir şahsiyettir. Osmanlı kültür tarihinde çiçekçiliğin zirveye ulaştığı dönemlerden biri olan bu devirde, Aşkî Efendi hem uygulayıcı hem de yazar kimliğiyle dikkat çekmiştir. Onu asıl önemli kılan eser ise “Takvîm-i Lâle” adlı çalışmasıdır.

Takvîm-i Lâle’nin Yazılışı ve Önemi

Takvîm-i Lâle, Hicrî 1216 (Milâdî 1801) yılında kaleme alınmıştır. Bu eser, Osmanlı’da lâleye verilen değerin ve çiçekçiliğin ne kadar ileri bir düzeye ulaştığının açık bir göstergesidir. Eser, yalnızca estetik bir çiçek sevgisinin ürünü değil, aynı zamanda bilimsel ve sistemli bir botanik çalışması niteliği taşır.

Dönemin şairlerinden Rıza, bu eser için bir takriz (övgü yazısı) kaleme almış ve Takvîm-i Lâle’nin değer

G12, G21, G31, G44

Aşkî Efendi Son Meddahlardan Biri

Aşkî Efendi, Osmanlı’nın son dönem meddahları ve orta oyunu sanatçıları arasında yer alan önemli fakat yeterince tanınmayan bir isimdir. Onun sanat hayatına dair bilgilerimizin büyük bir kısmı, merhum Sermed Muhtar Alus’un İstanbul Ansiklopedisi için kaleme aldığı notlardan gelmektedir. Bu notlar, hem Aşkî Efendi’nin sanat anlayışını hem de dönemin eğlence kültürünü anlamamız açısından çok kıymetlidir.

Kahvehanelerde Meddahlık Geleneği

Sermed Muhtar Alus’un aktardığına göre Aşkî Efendi, özellikle kış gecelerinde İstanbul’un çeşitli kahvehanelerinde meddahlık yapmıştır. Divanyolu’ndaki Arif Kahvesi, Beyazıt’taki Merkez Kahvesi ve Vezneciler’deki Şems Kahvesi, onun sıkça sahne aldığı mekânlardandır. Ancak zamanla Karagöz ve meddahlık sanatının eski parlak günlerini kaybetmesi, Aşkî Efendi’nin de hayatını zorlaştırmıştır

G13, G22, G35, G41

Âşiyan Mecmuasının Adı ve Tevfik Fikret’in Tutumu

Âşiyan Mecmuası’na adını veren kişi Tevfik Fikrettir. Mecmuanın ismi, doğrudan onun Âşiyan’daki hayatı ve sanat anlayışıyla ilişkilidir. Tevfik Fikret, dergide yayımlanacak şiirleri için kendisine teklif edilen telif ücretini kesin bir dille reddetmiştir. Sanatını maddi bir karşılıkla ölçmeyi doğru bulmamış, yazılarını tamamen gönüllü olarak vermeyi tercih etmiştir. Bu tutum, onun edebiyata ve sanat ahlakına verdiği değerin açık bir göstergesidir.

Âşiyan Mecmuası’nda en yüksek telif ücreti ise Abdülhak Hâmid Tarhan’a ödenmiştir. Kendisine her şiiri için beş altın telif hakkı teklif edilmiş ve bu ücretin kabul edilmesi özellikle rica edilmiştir. Bu durum, Abdülhak Hâmid’in dönemin edebiyat dünyasındaki saygın yerini ve mecmuanın nitelikli yazarlara verdiği önemi göstermektedir Walking Tours E

G15, G24, G33, G45

Aşiyan İdadisinin İlk Binası ve Kuruluşu

Aşiyan İdadisinin öğretime başladığı ilk bina, günümüzde Millî Türk Talebe Birliğinin bulunduğu yerde, yani geçmişte Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Merkezinin yer aldığı eski Divan-ı Muhasebat Dairesinin yanındaki sokakta bulunuyordu. Bu bina, Keçecizâde Rıfuat Bey’in konağının tam karşısında yer almaktaydı. Söz konusu binada, dönemin değerli eğitimcilerinden Ahmed Edip tarafından kurulmuş olan “Biçki Yurdu” adlı bir eğitim kurumu faaliyet gösteriyordu.

Ahmed Edip, okul açmak için yer bulamayan arkadaşlarına bu binayı kiralamış ve bu sayede Aşiyan İdadisi öğretime başlayabilmiştir. Okulun ilk müdürlüğüne de Ahmed Edip getirilmiş, ancak bir süre sonra bu görevi kuruculardan Mustafa Namık Bey üstlenmiştir. Aşiyan İdadisinin ilk öğrencileri altmış kişiden oluşmaktaydı. Bu öğrencilerin on beşi yatılı, geri kalanları ise gündüzlüydü

Scroll to Top