Yazar adı: Saksagan

H13, H24, H34, H41

Atâullah Efendi ve Ortaköy Cemiyeti

Atâullah Efendi, Osmanlı’nın seçkin ilim adamlarından biri olarak 18. yüzyılın sonları ve 19. yüzyılın başlarında önemli görevler üstlenmiştir. Hekimbaşı Behçet Efendi’nin entrikaları sonucu o dönemde azledilmiş ve yerine Şahhaflarşeyhizâde Esad Efendi atanmıştır. Bu dönemde Osmanlı’da büyük bir değişim yaşanmıştır. Yeniçeri Ocağı, kanlı bir şehir muharebesi ile kaldırılmış, askerler takip edilip dağıtılmıştır. Bektaşilik tarikatı da fermanla kontrol altına alınmış, İstanbul’daki tüm Bektaşi tekkeleri kapatılarak tarikatın etkisi şehirden çıkarılmaya başlanmıştır.

Behçet Efendi’ye karşı olan bazı kişiler, bu durumu fırsat bilerek İkinci Sultan Mahmud’a bir jurnal sunmuş ve Atâullah Efendi ile diğer seçkin ulema isimlerini hedef almıştır. Bu dönemde Atâullah Efendi, Melekpaşazâde ve İsmail Ferruh Efendi ile Ortaköy’de sık sık toplanmışlardır. Bu toplantılara baz

H12, H21, H33, H43

Atâullah Efendi (İşanuade) – Mizahi Bir Ulema

Atâullah Efendi (İşanuade), on sekizinci yüzyılda Osmanlı uleması arasında tanınmış bir isimdir. Meclislerinde bazen mizahi ve esprili tavırlarıyla dikkat çekmiştir. Rivayete göre, bir toplantısında el çırparak dikkat çekmek istemiş ve bu durum bazı katılımcıları hayrete düşürmüş, bazıları ise gülmekten kendini alamamıştır. Bu esnada Sadaret Kaymakamı Şakir Ahmed Paşa, toplantıyı zarafet ve nezaketle yönlendirmiştir. Paşa, yorulan davacılara “Doğru, pek yorulduk. Bir kahve içecek kadar nefeslenelim” diyerek onları dışarı çıkarmıştır. Bu olay, Atâullah Efendi’nin hem meclislerdeki nüfuzunu hem de dönemin nezaket kurallarını yansıtmaktadır Local Ephesus Tour Guides.

Atâullah Efendi (İscyyid) – Hattat ve Kâtip

Atâullah Efendi (İscyyid), on seki

G14, G22, G32, G42

Atâullah Efendi (Esseyid İlhami Topçuoğlu) – 18. Yüzyıl Uleması

Atâullah Efendi, on sekizinci yüzyılın önemli ulemasından biridir ve 1759 yılında (H. 1173) doğmuştur. Babası, Şeyhülislâm Esadefendizâde Şerif Efendi’dir. Atâullah Efendi, henüz on iki yaşında müderris olarak göreve başlamış ve genç yaşta büyük bir yükseliş göstermiştir. Yirmi dört yaşında Galata kadısı olarak atanmış, otuz bir yaşında (1793, M. 1208) İstanbul kadılığına ilave olarak Nakib-ül-eşraf görevini üstlenmiştir.

İlmiye mesleğinde hızlı bir terakki gösteren Atâullah Efendi, Anadolu kazaskerliği basamağını atlayarak beş yıl sonra Rumeli payesi almıştır. 1804 yılında (H. 1219) fiilen Rumeli kazaskeri olmuş ve 1806 yılında (H. 1221) şeyhülislâm olarak atanmıştır Guided Tour Ephesus .

Siyasi Olaylardaki Rolü ve Sürgünleri

Atâu

G13, G24, G34, G41

Atâullah Efendi (Arabzade) – 18. Yüzyıl Uleması

Atâullah Efendi, on sekizinci yüzyılın önemli ulemasından biridir ve şeyhülislâmların seksen atıncısı olarak bilinmektedir. Aslen Üçüncü Ahmed’in imamı Abdurrahman Efendi’nin oğludur ve 1719 yılında doğmuştur (H. 1132). Henüz sekiz yaşında müderris olmuş, genç yaşta ilmiye mesleğinde hızlı bir yükseliş göstermiştir.

On yedi yaşında çeşitli naiplik görevlerinde bulunmuş, daha sonra Halep kadısı olarak atanmıştır. Edirne’ye tayin edilmiş ve 1789–1779 yılları arasında Şam, Mekke ve İstanbul kadılık görevlerinde bulunmuştur. Daha sonra Anadolu ve Rumeli kazaskerliklerinde görev yapmış ve 1780 yılında (H. 1199) şeyhülislâm olarak atanmıştır. Ancak kısa bir süre sonra hastalığı nedeniyle yalnızca altmış üç gün sonra vefat etmiştir. Atâullah Efendi, İstanbul’daki Atik Valide-i Kadim Camii civarında Sedefçiler naziresine gömülmüştür

G12, G21, G33, G43

1955–1956 Yenileme Çalışmaları ve Müzeye Katkılar

1959 yılı Ağustos ayında, İstanbul Belediye Müzeleri’nin değerli müdürü Edhem Sezin, İstanbul Ansiklopedisi’ne bazı önemli bilgiler vermiştir. Buna göre, 1955 yılında müze olarak kullanılan ahşap bina tamir gerektirmekteydi. Binanın iç ve dış duvarları yağlı boya ile boyanmış ve toplam maliyeti 5.700 lira olmuştur. Bu tamirat sırasında eski sobalar kaldırılmış, yerine kalorifer sistemi eklenmiş ve 852 liraya tamir edilmiştir. Böylece 1955-1956 kışında müze, kaloriferle ısıtılabilir hâle gelmiştir.

Ressam İbrahim Çallı’nın Tablosu

Müzenin önemli eserlerinden biri, ressam İbrahim Çallı’ya ait 1927 tarihli “Trikopisli Gaziye Kılıcını Teslimi” adlı büyük tablodur. Bu tablo, o dönemde Emlâk-ı Milliye tarafından korunmaktaydı. 1955 yılında, müze için bedelsiz olarak buraya devredilmiştir. Tablonun müzeye kazandırılması, ziyaretçilerin Atatürk’ün hay

G11, G25, G31, G44

Atatürk ve İnkılâp Müzesi: Bir Hatıra Hazinesi

Atatürk ve İnkılâp Müzesi, günümüzde son şeklini almış olsa da, büyük önderin tüm hatıralarını eksiksiz bir şekilde toplayan bir kurum olarak tanımlanamaz. İstanbul Ansiklopedisi, bu müzeyi yalnızca bir sergi alanı olarak değil, Mustafa Kemal Paşa’nın evinde yaşadığı günlerin havasını ve dekorunu yansıtan bir hazine olarak görmek istemektedir. Müzenin amacı, Atatürk’ün en küçük eşyalarına kadar bütün hatıralarını bir araya getirerek, ziyaretçilere tarihî ve duygusal bir deneyim sunmaktır.

Atatürk, hayatta olduğu sürece kendi elleriyle bağışladığı eşyalar dışındaki her şeyi millete bırakmıştır. Bu nedenle, onun vefatından sonra sahip olunan eşyalar, bir gün kaybolma veya dağıtılma ihtimaline karşı güvenli bir şekilde müzeye devredilmelidir. Bu eşyaların yanında, sahiplerinin isimlerinin de belirtilmesi, Atatürk’ün büyüklüğünü ve değer verdiği inceliği yansıtan önemli bir

Scroll to Top